Pek çok günahları olan bir kimse dahi olsa, zulme uğrayanın bedduası kabul görür. Fasıklığı kendine...
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir.


İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Aile Hayatı » HANIM HAKKI


HANIM HAKKI
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Sual: Hanımla iyi geçinmenin yolu nedir?
CEVAP
Hanımının
güzel huylu olmasını isteyen, önce kendisi güzel huylu olmalıdır!
Kur' an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle
geldiği bildirilmektedir. O halde, dinimizin emir ve yasaklarına riayet
eden, hanımı ile iyi geçinir.

Fudayl bin Iyad hazretleri buyuruyor ki:
(Dine
uygun olmayan bir iş yaptığımı, hanımımın huysuzluğundan anlardım.
Hemen o işime tevbe ettiğim zaman, hanımımın huysuzluğu da giderdi.
Böylece tevbemin kabul edildiğini de anlardım.)

Aliyy-ül Havas
hazretlerine hanımı küsmüştü. Hanımı, kocasına muhalefet etmek için
ayrı testi, ayrı bardak kullanıyordu. Aliyy-ül Havas hazretleri, bir
gün yanlışlıkla hanımının testisinden su içince, hanımı hemen testiyi
kırmıştı. Hazret, "Testiyi niçin kırdın?" bile dememiş, hiçbir şey
olmamış gibi davranmıştı.

Osman el-Hattab hazretlerinin komşusu,
Nureddin Şuni efendi anlatır: Bir gece dışarı çıktım eski bir hasıra
sarılı birinin dışarıda yattığını görüp (Sen kimsin, burada niçin
yatıyorsun?) dedim. (Komşu ben Osman el-Hattabım. Oğlumun annesi, beni
evden kovduğu için sokağa çıktım, onun kızgınlığı gidinceye kadar
burada yatmaya karar verdim) dedi.

Huysuz hanım
İbni
Ebil Hamayil-i Sevri hazretlerinin hanımı huysuzdu. Kocasına ağzına
geleni söyler, onu rahat bırakmazdı. O mübarek zat da hep sabrederdi.
Yine bir gün hanımının yaptığı huzursuzluktan kurtulmak için uçarak
kaçmıştı. Hanımı arkasından bakıp, (Hele şuna bak, uçup kaçmakla
elimden kurtulacağını sanıyor) diye söylenmişti. Bizim gibilerin uçması
mümkün olmayacağına göre, kaçmak suretiyle kavgadan, münakaşadan uzak
durmaya çalışmalıyız. Haklı olduğumuzu ispata kalkışmamalıyız!

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir mümin, hanımına kızmasın! Kötü huyu varsa, iyi huyu da olur.) [Müslim]

(Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!)
[İbni Lal]

(Müslümanların iman yönünden en üstünü, ahlakı en güzel olanı, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranandır.)
[Tirmizi]

(Müslümanların
en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin
aranızda hanımına karşı en iyi, en hayırlı, en faydalı olan benim.)
[Nesai]

(Hanımının ve çocuklarının haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.)
[Mürşid-ün-nisa]

(Kocası razı oluncaya kadar, kadının namazları ve hiçbir iyiliği kabul olmaz.)
[Taberani]

(Namazları
kabul olmaz) demek, namaz borcundan kurtulur, fakat namaz kılmakla
meydana gelecek büyük sevaba kavuşamaz demektir. Namazı boşa gider
demek değildir. Bir kadından kocası razı olmazsa, kadın, günahının
cezasını çektikten sonra, Cennete girer. Cennete sadece kâfirler
girmez.
Müslümanın günahı çok olsa da, sonunda mutlaka Cennete girer. Kur' an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İyi
kadınlar, Allah�a itaat eder ve kocalarının haklarını gözetir. Kocaları
yokken, onların namuslarını ve mallarını, Allah�ın yardımı ile
korurlar.)
[Nisa 34]

Eve gelince hanımına selam
verip hatırını sormalı, üzüntü ve sevincine ortak olmalıdır. Çünkü, o
başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış bulunan dostu, dert
ortağı, kendini neşelendiricisi, çocuklarının yetiştiricisi ve çeşitli
ihtiyaçlarının gidericisidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Haksız olarak hanımını dövenin, Kıyamette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resulüne asi olur.) [R.Nasıhin]

(Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!)
[Müslim]

(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.)
[R.Nasıhin]
(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl]

Huzurun anahtarı tebessümdür
Sual:

Akşama kadar yemek, çamaşır, dikiş gibi ev işleriyle uğraşıyorum. Beyim
gelince yorgunluğumu dinlendirmesini arzularım. Kapıdan asık suratla
girer. Gülümsediği yok. Selam vermez. Bir gün kazara yemek tuzlu olsa,
küser yemek yemez. Hiç takdir ettiği bir şey yok. Hep kusur araştırır.
Bu adam nasıl düzelir?
CEVAP
Kocasından şikayet eden
hanımlar, hanımından şikayet eden erkekler, sanki dertlerine deva
olacakmışız gibi bizden tavsiye bekliyorlar. Biz zaten devamlı
yazıyoruz. Biraz da kendilerinin uyması, dikkat etmesi lazım. Genelde
kavga, iki taraftan oluyor. Biri susar, özür dilerse kavga büyümez. Her
iki taraf da ben haklıyım dediği sürece kavga bitmez. Suç genelde
erkeklerde oluyor. Hanımını idare edemeyen erkek aciz demektir.
Hanımını kötü yola düşüren de erkeklerdir. Hanımını kötü yerlere
götürüyor, hanımı kötülük işleyince de, suçu hanıma yüklüyor. Hanım
suçsuz demek istemiyoruz. Fakat asıl suçlu kocasıdır. Ona iyi bir ortam
sağlamalıdır. Sağlamaktan aciz olan da evlilik sorumluğunu
yüklenmemelidir.

Her iki taraf da ben haklıyım diyor. O evde hiç kavga biter mi? Bir erkek de şöyle yazmış:
(Evimiz
düzensiz. Hanım, doğru dürüst yemek pişirmez. İçeride pasaklı, dışarı
giderken süslüdür. Çok konuşur, dinlemesini bilmez ve müsriftir.)

Birkaç
tavsiyemiz var. Fakat tavsiyeden, nasihatten ne çıkar dememelidir!
Uyana, dinleyene çok şey çıkar. Yeter ki uyulsun, dinlenilsin. Çünkü
Kur' an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Nasihat müminlere elbette fayda verir.) [Zariyat 55]

Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Ahlakınızı güzelleştirin.) [İbni Lâl]

Ahlakı
değiştirmek mümkün olduğu için böyle buyurulmuştur. Zaten din, güzel
ahlak demektir. Şu halde dinin emrine uyup yasak ettiğinden kaçan,
huyunu değiştirip güzel ahlaklı olur. Güzel ahlaklı olan da iki cihanda
rahat olur. Şimdi esas konuya geçelim!

Kusursuz kul
olmaz. Kusursuz arkadaş arayan, arkadaşsız kalır, kusursuz eş arayan
bulamaz. Yiğitlik, kusurlu insanla iyi geçinmektedir.

Evde
hiçbir şeyi kusurlu bulmamalıdır! Tenkit, münakaşa, bir yuvanın
yıkılmasına veya huzursuz hale gelmesine sebep olur. Şunu iyi bilmeli
ki, yalnız karı-koca değil, hiç kimse tenkitten hoşlanmaz. Herkes
takdir bekler. Genel olarak kadınlar, süse düşkündür, giyimlerine
dikkat ederler. Aldığı bir elbise için, (Bu elbise, sana ne kadar da
güzel yakışmış) dersek, bir şey kaybetmeyiz. Çünkü dinimiz, hanımla iyi
geçinmek için yalan söylemeyi bile caiz görmüştür. Hele haklı bir
takdiri esirgemek ahmaklıktır.

Bir kadın için en büyük mutluluk,
kocasının kendisini takdir etmesidir. Bilhassa kadınlar, basit şeylere
dikkat ederler. Bayramlarda, mübarek gecelerde, evlenme yıldönümlerinde
ufak da olsa bir hediye vermeyi ihmal etmemelidir!

Kadının biri,
senelerce güzel yemekler yapar. Buna rağmen, beyinden en ufak bir
takdir, bir teşekkür görmez. Bir gün kapalı bir sahan içinde saman
koyup yemeklerle birlikte sofraya koyar. Beyi kabı açıp samanı görünce,
şaşırır, kızarak;
- "Bu ne, saman yenir mi? Ben hayvan mıyım?" diye çıkışır. Hanımı der ki:
-
Yıllardır nefis yemekler yapıyorum. "Beyim galiba iyiyi, kötüyü
ayıramıyor. Önüne ne konsa yer" diye düşünmüştüm. Şimdi, yalnız kötüyü
anladığın, iyiyi hiç anlamadığın meydana çıktı.

Kötüyü tenkit
etmesini bilen, iyiyi de takdir etmekten aciz olmamalıdır! Takdirden
aciz olan da, tenkitten vazgeçmelidir! Beğendiği yemekler ve hizmetler
için teşekkür etmek gerektiği gibi, beğenmedikleri için de teşekkür
etmek gerekir. Çünkü, beğenilmeyen yemekler için de aynı hizmeti
yapmış, aynı gayreti göstermiştir. Onun için atalarımız, "An beni bir
kozla da, varsın çürük çıksın!" derler. Biri, bize bir ceviz ikram
etse, o da çürük çıksa, arkadaşa kızmak mı gerekir?

Yabancıya
gösterilen nezaketin hiç değilse onda birini, evde karı-koca birbirine
göstermelidir! Kabalık, sevgiyi köreltir, huzursuzluğa yol açar. Mesela
yabancı birine (Hep aynı şeyi anlatıyorsun) diyemediğimiz halde,
evimizde de hiç duymamış gibi dinleyemiyorsak, mesela (Yine aynı
şeyleri mi anlatıyorsun) diyorsak, nezaketten ne kadar uzak olduğumuz
anlaşılmış olur.

Evdeki mutluluk, iş yerindeki nezaketten daha
mühimdir. Huzur, milyarları kazanmaktan daha önemlidir. O halde, takdir
edici, nazik ve güler yüzlü olanın evinde geçimsizlik olmaz.

Peygamber efendimiz, eve gülümseyerek girer, selam verirdi. Üzüntülü de olunsa, tebessüm ihmal
edilmemelidir! Çünkü "Lisan-i hal, lisan-ı kalden entaktır", yani, hareketlerimiz, sözlerimizden daha fazla tesir eder.

Evet,
tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz. Kalblerin fethi
gülümsemekten geçer. Bir tebessüme esir olan genç, bir kızın hiçbir
meziyetini dikkate almadan onunla evlenmek hatasına kurban gidebilir.

Müslüman
güler yüzlü, münafık asık suratlı olur. Tebessüm, bedavadır, alanı
mutlu eder, vereni üzmez. Bazen bir tebessümün hatırası ömür boyu
unutulmaz. Huzurun anahtarı tebessümdür. Tebessüm edemeyen zavallıdır.
Gülümsemesini bilmek, dünya ve ahiret saadetine sebep olur.

Hanımla iyi geçinmek gerekir
Sual:
Ev
işlerinde çok gevşek olan, saliha bir hanımım var. Ütüyü geç yapar,
çamaşırları geç yıkar. Yemekleri tatsız tuzsuzdur. Bunu bırakıp da,
dört dörtlük birisiyle evlenmem uygun mudur?
CEVAP
Din
kitaplarında yazıyor ki, kadın çamaşır yıkamaya, yemek pişirmeye ve
hatta çocuğuna bakmaya mecbur değildir. Mecbur olmadığı işlerde onu,
çamaşırcı, aşçı, hizmetçi gibi kullanmaya kimsenin hakkı yoktur.

Yeryüzünde dört dörtlük kadın olmaz. Hepsinin iyi yönü olduğu gibi, kötü yönü de olabilir. Bir atasözü var. (Elin karısı ele kız, elin tavuğu ele kaz görünür) derler. Kadından çok şey beklemek, dini bilmemenin alametidir. Bir hadis-i şerif meali:
(Kadın doğrultmaya çalışılırken, kırılabilir. Kırılması boşanması demektir.) [Buhari]

Kur' an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildiriliyor. Fudayl bin İyad hazretleri,
(Eşim huysuzluk yapınca, dine aykırı bir iş yaptığımı anlardım. Hemen o
şeye tevbe edince, eşimin huysuzluğu da giderdi. Böylece, tevbemin
kabul edildiğini de anlardım) buyurdu. O halde Müslüman erkek, eşiyle
iyi geçinir. Çünkü Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Allah' ın emanetine yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]

Şu halde kimin emaneti olduğunu düşünmeli, Allah' ın emanetine hıyanet etmemeli.

Erkek
hep kendini kusurlu görmeli, (Ben iyi olsaydım, o böyle olmazdı) diye
düşünmeli. Eşinin iyiliğini, iffetini, Allahü teâlânın büyük nimeti
bilmeli. Onun huysuzluklarına iyilikle muamele etmeli, iyiliği çoğalıp,
her işi seve seve yapınca, ona dua etmeli ve Allahü teâlâya şükretmeli.
Çünkü uygun bir kadın, büyük bir nimettir. İyi davranmak, sadece hanımı
üzmemek değil, onun verdiği sıkıntılara da katlanmak demektir. Yani bir
erkek, ben iyi bir kocayım diyorsa, hanımından gelen sıkıntılara
katlanması gerekir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb aleyhisselam gibi mükâfatlara kavuşur) [İ. Gazali]

İyi Müslüman olmak için hanımla iyi geçinmek şarttır. Çünkü Allahü teâlâ, (Onlarla iyi, güzel geçinin) buyuruyor. (Al-i imran19)

İyi
geçinme, güzel geçinmek, ne demektir? İyi erkek, sadece eşine kötülük
etmeyen değil, eşinden gelen sıkıntılara da katlanandır. Eğer bir
erkek, eşinden gelen sıkıntılara katlanamıyorsa, iyi birisi olduğunu
iddia edemez, buna hakkı da yoktur.

Mürşid-i kâmil olan büyük
zatlar, talebelerine, (Hanımını üzeni sevmeyiz. Allahü teâlâ evin içini
hanıma verdi. Bir erkek evin içine ne kadar çok karışırsa, dünya ve
ahirette çok sıkıntı çeker) buyururdu. Üç hadis-i şerif meali de
şöyledir:
(İman yönünden en üstün mümin, hanımına, en iyi davranandır.) [Tirmizi]

(Eşine güler yüzle bakanın defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R. Nasıhin]

(Eşinin haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]

Erkek,
eşinin yemeğine karışmaz, temizliğine karışmaz, ütüsüne, eşyaları
düzenlemesine karışmaz. Onun dünyası evidir. İstediğini yapar. Yemek
yapmamışsa, olsun peynir ekmek yeriz demesi gerekir. Tuzlu tuzsuz
yapmışsa ses çıkarmaz. Yemek yanmışsa hiç görmemesi gerekir. Eğer erkek
bunları yaparsa, kadın kocasına hayran olur, kendisi utanır, düzeltmeye
çalışır. Aksine niye böyle yapıyorsun denirse, iş çığırından çıkar.
Kadın zayıftır, tez üzülür, tez sevinir, çok şeyi bir anda silip atar.
Bütün iyiliklerini unutur. Bunun için boşama hakkı erkeğe verilmiştir.
Erkekten daha dirayetli, kadın olmaz mı; elbette olur, ama istisnalar
kaideyi bozmaz.

Yine büyük zatlar buyuruyor ki:
(Hanım,
evde hizmetçi değil, sultandır. Hanımını üzmek akıllı insanın yapacağı
iş değildir. Bir Müslüman hanımını nasıl üzer, akıl almıyor. Aklı olan
karı koca, birbirini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek, ahmaklık
alametidir. Zalim, huysuz kimsenin eşi, devamlı üzülerek sinirleri
bozulur. Sinir hastası olur. Sinirler bozulunca, çeşitli hastalıklar
hasıl olur. Hayat arkadaşı hasta olan bir eş, mahvolmuş, mutluluğu sona
ermiş demektir. Eşinin hizmet ve yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü,
onun dertlerini dinlemekle, ona doktor aramakla, ona alışmamış olduğu
hizmetleri yapmakla geçer. Bütün bu felaketlere, bitmeyen sıkıntılara
kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Dizlerini dövse de, ne yazık ki bu
pişmanlığının faydası olmaz. O halde; eşine yapılacak huysuzluğun
zararı kendine olur. Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya
çalışmalı! Bunu yapabilen, rahat ve huzur içinde yaşar, Allahü teâlânın
rızasını da kazanır!)

Bir kadına kaşın böyle gözün şöyle demek, yani çirkinsin demek, öldürmekten beterdir. Bir arkadaş anlattı:
Yakın
akrabamız bir bayan, (Kocam bana esmersin, pasaklısın dedi, hiçbir
zaman �Güzelsin, seni seviyorum� demedi, hep kötü yönlerimi söyledi,
elin adamlarından güzel söz duyunca, ister istemez gönlüm o adamlara
düştü, kocamdan soğudum) dedi. Bu durumu iyi bilen bir arkadaş, oğlunu
evlendirirken (Aman oğlum, eşinle kavga etsen, kötü söz söylesen bile,
ona sen çirkinsin deme, her zaman güzel olduğunu söyle) derdi. Kızımla
annesi tartışınca, kız bana, (Baba bu köylüyü nereden buldun da aldın)
der. Ben de, (Ama annen güzeldi onun için) derim. Kavga biter hemen.

Bir
de, daha önce başından bir evlilik geçmişse, hanım sorsa bile, eski
eşten kesinlikle bahsetmemelidir. Eski eşin adını sakın evde anmamalı.
Bir gün Peygamber efendimiz, vefat eden Hazret-i Hatice validemizi
anınca, kadınların en üstünü olan Âişe validemiz bile üzüldü. O
üzülünce kim üzülmez ki?

Kadın, erkek iyi geçinmek için yalan söyleyebilir. Bir hadis-i şerif meali:
(Erkek, eşini, eşi de, beyini idare etmek için yalan söylerse günah olmaz.) [Müslim]

İbni
Erkam hazretleri, Hazret-i Ömer�e, (Eşim, bana sevmediğini söyledi.
Beni sevmeyen bir kadınla birlikte yaşayamam, ayrılmak istiyorum) dedi.
Hazret-i Ömer, kadına sordu:
- Kocana, seni sevmiyorum dedin mi?
- Evet dedim.
- Niçin?
- Bana sordu. Ben de yalan söyleyemedim. Yoksa burada yalana izin var mıdır?
- Elbette burada yalan söylemeye izin vardır. Bir kadın, kocasını sevmese de, onu üzmemek için, yalan söylerse günah olmaz.

Hanımı idare etmek, onu haramdan korumak, neşelendirmek birinci vazife olmalıdır.

Evliya zatlar buyuruyor ki:
(Talebeye ne yapılırsa, hocasına gider. Evlada yapılan bir şey, babaya yapılmış gibidir. İyilik de kötülük de.)

O halde büyükleri üzmemek için saliha hanımla iyi geçinmek zorundayız.

Saliha
hanım, bulunmaz nimettir, Cennet nimetidir. Cennet nimetinin kıymetini
bilmek, muhafaza etmek her Müslümanın vazifesi olmalı.

Çocukları
kavgalı, stresli bir ortamda yetiştirmemeli. Yarının büyüğü olarak
yetiştirmeli. Ivır zıvır şeylerle bu hayatı kendimize, çoluk çocuğumuza
zehir etmemeliyiz. Problemli ailelerin çocuklarıyla kimse oğlunu kızını
evlendirmek istemez. Bu da ayrı bir konu.

Bütün sıkıntılar ölümü unutmaktan, hak ve hukuka riayet etmemekten yani dine uymamaktan ileri gelir. Bir zat anlatır:
(Bir
gün bana bir arkadaş geldi. Hanımı ile hiç geçinemiyormuş. Evde her gün
basit şeyler yüzünden tartışma oluyormuş, bıkmış bu tartışmalardan,
artık ondan ayrılmak istiyordu. Bunların münakaşaları yüzünden iki
taraf aileleri de birbirine girmiş. Hanımı bunun tarafına, bu da
hanımının tarafına düşman vaziyette. Kanlı bıçaklı deniyor ya aynen
öyle imişler. Yine bir gün perişan bir vaziyette geldi, hiçbir nasihat
dinleyecek halde değildi. Ya Rabbi, ben buna ne diyeyim diye düşündüm.
Sonra ona, �Ayrılsan da fark eden bir şey olmayacak, bir ay kadar ömrün kaldı, ne istiyorsan git yap� dedim. Bu sözü duyan arkadaş şok oldu, rengi attı, yine perişan bir durumda çıkıp gitti.

Sonra
arkadaşlardan ve kendisinden dinlediğim için ne yaptığını anlatayım.
Kapıdan çıkar çıkmaz özel kalemdeki arkadaşlarla helalleşmeye başlamış.
Rastladığı herkesle helalleşiyormuş. Eve gidince kavgalı hanımına,
(Hatun gel demiş, bunca zamandır seni üzdüm, sana iyi kocalık
yapamadım, istediğini alamadım, hakkına riayet edemedim, ne olur beni
affet, bana hakkını helal et) demiş. Tabii bunu ağlamaklı diyor,
gerçekten diyor.

Hanımı bakmış, Allah Allah, bu adama ne oldu
da böyle şeyler yapıyor, acımış ona, bey demiş, sen hakkını helal et,
ben hep edepsizlik yaptım, seni çok üzdüm demiş. Başlamışlar ağlamaya,
sarılıp ağlaşmışlar. Sonra adam, kavgalı olduğu kayınpederlerine
gitmiş. Aynı şekilde onlardan ağlamaklı olarak özür dilemiş, size iyi
evlatlık yapamadım, hizmet edemedim, ne olur beni affedin, hakkınızı
helal edin demiş. Onlar da şaşırmışlar, yavrum demişler, sen hakkını
helal et, biz büyüklük yapamadık, sizi hoş göremedik, sizin aranızı çok
zaman biz bozduk. Sen bizi affet, hakkını helal et diyerek ağlaşmışlar.
Sonra hanımı da bunun kavgalı olduğu annesine babasına gitmiş. Aynı
şekilde o da onlardan özür dilemiş, size iyi gelinlik yapamadım, çok
edepsizlik ettim, sizi çok üzdüm demiş, helallik istemiş. Onlar da aynı
şekilde mahcup olup, asıl sen bizi affet hakkını helal et, biz büyüklük
yapamadık, sizi çok üzdük demişler, sarılıp ağlaşmışlar. Evde ise her
gün sanki Cennet hayatı yaşıyorlar. Karı koca birbirlerine hizmet
ediyor, terlik vesaire getiriyorlarmış. Bir dedikleri iki olmuyormuş.

Ama
arkadaş, benim sözümü hiç söylememiş. Bir ayın dolması için günleri
sayıyormuş. Günler yaklaştıkça bunun iyiliği artıyormuş, geceleri
ibadeti artıyormuş. Bunun iyiliği artınca hanımının da ve ailelerin de
iyiliği artıyormuş. Derken bir ay dolmuş. Ha bugün öleceğim derken,
nedense ölmemiş. Kesin bir ay denmedi, bir ay kadar dendi, belki birkaç
gün daha var diye düşünmüş. Birkaç gün daha beklemiş, yine ölmemiş.
Sonra yanıma geldi, odadan içeri girince, (Efendim ben ölmedim) dedi.
Ne ölmesi dedim. Efendim siz bana demiştiniz ki bir ay kadar ömrün
kaldı, o bir ay doldu ama ben ölmedim. Kardeşim, ben senin ne zaman
öleceğini bilemem, ama şunu biliyorum, ölüm var, bir gün elbette
öleceksin. Ölecek adam kavga niza ile hayatını zehir etmez. Şu andaki
hayatından memnun musun dedim. Evet hiç tartışmamız olmuyor dedi. Haydi
böyle devam edin dedim. İki çocukları oldu, gül gibi geçinip
gidiyorlar. Bütün mesele ölümü unutmamak. Ölümü unutunca ne oluyor,
unutmayınca ne oluyor bu açık bir örnek.)

Çeşitli sual ve cevaplar

Sual:
Hanımdan ayrılınca da mehrini vermek gerekir mi?
CEVAP
Hanımından
ayrılan erkeğin, hanımının mehrini vermesi gerekir. Mehr kul hakkıdır.
Peygamber efendimiz, günahları, haramları sayarken buyuruyor ki:
(Hevesi geçince hanımını bırakıp mehrini vermemek. Çalıştırdığı işçiye ücretini vermemek. Zararsız hayvanı sebepsiz öldürmek.) [Hakim]
Erkek hanımını ahlaksızlığı sebebiyle de boşasa, yine mehrini verir. Çocuk erkeğe verilmişse, kadına ayrıca nafaka verilmez.

Sual: Evleneli
yedi sene oldu. Kocamla beraber olamadık. Yani kusur kocamdadır. Artık
ayrılmaya karar verdim. Dinen ayrılmak istemem günah olur mu? Kocam
ayrılmamı istemiyor, ayrılmak istiyorum dediğim zaman ağlıyor. Doktora
da gitmiyor. Psikolojik bir rahatsızlığı var.
CEVAP
Seadet-i Ebediyye�de diyor ki:
(Kendinde
engel bulunmayan kadın, zevcinin innin yani hadım, iktidarsız olduğunu
anlarsa, nikahın feshi için, çok zaman sonra bile, dava açabilir. Erkek
inkâr ederse, kadı yani hakim bir ebeye muayene ettirir. Zevceyi bakire
bulursa, bir yıl sonra tekrar muayene ettirir. Yine bakire bulunursa
aralarını tefrik eder [ayırır]. Tam mehrini verir ve kadının da iddet
beklemesi lazım olur. Bir kere cima yapınca kadının dava açma hakkı
kalmaz ise de, birden fazlasını terk etmesi günah olur. İnnin,
ihtiyarlık, tenasül hastalığı veya büyü sebebi ile cima yapamayandır.)

Sual:
Beyimin borcu var. Ben de bu borcumuzu daha çabuk ödeyip, sıkıntıdan
kurtulmak için gayrimüslim hanımların yanında çalışıyorum. Uygun mudur?
CEVAP
Bayan
çalışmaya mecbur değildir. Kendi arzunuzla erkeklerin olmadığı bir yer
varsa, yani günah işlemeden çalışma imkanı varsa çalışabilirsiniz.
Beyinizin borcu sizi ilgilendirmez.

Sual: Kocam zengin. Ne kendi güzel giyiniyor, ne de bize alıyor. Doğru mu yapıyor?
CEVAP
Zengin
bir kimsenin, durumuna uygun giymemesi ve ev halkına da aynı şeyi
yapması doğru değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, sana bir mal verdiği zaman, bu nimet ve ikramın eseri, senin üzerinde görülsün.) [Ebu Davud]

(Allahü teâlâ, birinize mal ihsan ettiğinde, ikrama, önce kendisinden ve ev halkından başlasın!)
[Müslim]

Sual:

Erkeğin hanımına nafakayı temlik etmesi, eline vermesi farz olduğuna
göre, hanım "Ben nafaka istemem. Sana helal ettim" dese sahih olur mu?
Yoksa nafakayı aldıktan sonra mı hediye etmesi gerekir?
CEVAP
Nafakayı almadan hediye etmesi sahih olur. Bir kimse, birinde olan alacağını, hakkını ona hediye edebilir. (Redd-ül Muhtar)

Sual:

Beyim beni, Avusturalya�ya götürmek istiyor. Burada çok tanıdıklarımız
var. Durumumuz da iyidir. Ben de tanımadığım gayrimüslim ülkeye beni
götürme diye itiraz ediyorum. Yakınlarım beyine itiraz etmek günahtır
diyorlar. Burada itiraz hakkım yok mu, yani götürme beni demem günah
mıdır?
CEVAP
Bu konuda itiraz etmeniz günah olmaz. Hindiyye' de
(Zamanımızda, erkek, hanımı istemezse, onu başka memlekete götüremez)
diyor. Bu bakımdan bir zaruret yoksa götürmemeli, huzursuzluğa sebep
olmamalıdır. Orada rahat edecekseniz zaten siz de itiraz etmezsiniz.
Böyle işlerde anlaşarak karar vermelidir.

Sual: Hanımı başka memlekete götürmek uygun değil deniyor. Ben hanımımı İstanbul�dan Erzurum�a, Konya�ya götüremez miyim?
CEVAP
Gezdirmeye
her yere götürürsünüz elbette. Onu Konya�ya, Erzurum�a yerleştirip
kendiniz zaruretsiz İstanbul�da ikamet etmeniz uygun olmaz. Onu kendi
ikamet ettiğiniz yerde, akrabalarının ikamet ettiği yerde
bulundurmalısınız. Bir de kadın razı olmadıkça, onu memleketindeki
akrabalarının yanından alıp başka memlekette ikamete zorlamak da uygun
değildir.

Sual: Erkek, hanımı razı olmadığı halde, çocuk olmaması için tedbir alabilir mi veya hanımını tedbir almaya zorlayabilir mi?
CEVAP
Hayır.

Sual:
Kocam, gereksiz harcamalar yapıyor. Mesela, neredeyse her gün gereksiz
yere dışarıda yemek yiyor, cep telefonlarını gereksiz yere
değiştiriyor, telefonla çok uzun konuşuyor, süs olsun diye lüks eşyalar
alıyor. Bir de, bunlar için borçlanıyor, aldığı para borçlara gidiyor.
Nafakamızı sağlamak için, ev temizliğine gitmek gibi bazı işler
yapıyorum. Bazen haram işlemek zorunda da kalıyorum. Bu şartlar
altında, haram işlemem mazeret olur mu?
CEVAP
Mazeret
olmaz. Dışarıda yemek yemek, cep telefonu değiştirmek, lüks eşyalar
almak günah değil ise de, önce evin nafakasını temin etmesi gerekir.
Nafakasını kazanacak ve borçlarını ödeyecek kadar çalışıp kazanmak
farzdır. Bunu yapmayıp, ailesini zor durumda bırakan günahkâr olur. Üç
hadis-i şerif meali şöyledir:
(Çalışıp kazanmak her Müslümana farzdır.) [Taberani]

(Kimseye muhtaç olmamak ve ana-baba, çoluk-çocuğunu da muhtaç etmemek için işe gidenin her adımı ibadettir.) [Taberani]

(Çalışmayıp kendini sadaka isteyecek hâle düşüren 70 şeye muhtaç olur.) [Tirmizi]

Kadınların çalışması
Sual:
Kadınların çeşitli sanayi kollarında çalışmasında bir sakınca var mıdır?
CEVAP
Dinimizde
kadın, geçim derdinden, düşüncesinden muaf tutulmuştur. O, çalışarak,
didinerek para kazanmaya mecbur değildir. Her şeyi onun ayağına
getirmek mecburiyeti vardır. Dinimiz ona bu kıymeti vermiştir.

Müslüman
kadın ticaret, fen, sanat ve ziraat ile uğraşmaya mecbur değil ise de,
bunlarla meşgul olması, para kazanması günah değildir, kendi isteği ile
çalışabilir. Yalnız, bunlarla meşgul olurken, haramlardan sakınması
şarttır. Haram işleyerek iş yapılamadığı gibi, ibadet de yapılamaz.

Sual: Cehenneme
müstahak olan kadın, kocası, babası, kardeşi ve oğlu olmak üzere, dört
erkeği de, beraberinde götürecekmiş. Bu dört erkek, bu kadının hangi
hallerinden sorumludur?
CEVAP
Engel olabildikleri bütün
günahlarından sorumludur. Babası, kardeşi daha çocukken ona ehl-i
sünnet itikadını öğretmeli, namaz kıldırmalı, tesettüre riayet
ettirmeli, haramlardan ve ileride haram işlemesine sebep olacak
işlerden, uzak tutmalıdır. Evlenecek çağa gelince de, dinini bilen
salih birisiyle evlendirmelidir. Evlendikten sonra kocasının sorumluğu
da başlar. Oğlu olur ve çocuğu akıl baliğ olunca, onun sorumluluğu da
başlar.



 




Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13
Kaynak : DİNİMİZ İSLAM
Yazıyı Ekleyen : merve
 Bu  yazı Bugün 1 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1630 kez okundu.
merve bugüne kadar toplam 1510 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

Şahitlikte Bir Erkeğe İki Kadın Olmasındaki Hikmetler

umre ve cuma namazı

şehid


Bugün Hiç Okunmadılar..

Musalla taşı en büyük hatip...

video

mesnevi diyor ki

ilk şehid

FIKRA Bebek


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
yılmaz , eylül 13 , nur , nur1 , taekwondocu_1580 , HATICE BACIM , ıboo , cankan , deda , YILMAZ42 , engin , phenomenon , 3562765831 , SAHADET_61 , duygusal , yağız ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

ilahhanefiTANITIMervabeyyineHakgülümsekutsalkitaplarfetullahGAZELLE

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   Abdullah Keles
   bilal
   Hazarbeyoğlu
   Ebu Musab
   islaminesilerkam

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.