|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir. |
|
|
Başlangıç sayfanıza talibiz
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
| FİL VAKASI (EBABİL KUŞLARI) |
| |
|
| |
Kâbe' yi yıkmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen valisi Ebrehe' nin ordusuna
saldıran kuşlar.
Ebâbil, Arapça' da "bölükler, sürü, sürüler" demektir. Kelime, Kur' ân-ı Kerim' de
Fil sûresinin üçüncü âyetinde geçmektedir. Fil sûresinde olay şöyle
anlatılmaktadır: "Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yaptı? Onların
tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üstlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Onlara
çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. Nihâyet onları yenilmiş ekin yaprağı
gibi yaptı." (el-Fil, 105/1-5).
Bu olay Hz. Peygamber' in doğduğu yıl olmuş ve orduda bulunan fil/fillerden
dolayı Araplar arasında "Fil Vak' ası", geçtiği yıl ise "Fil Yılı" olarak meşhur
olmuştur. Olay kaynaklarda şöyle zikredilmektedir:
Habeşistan Kralı Necâşi Ashame' nin, Yemen' e hükümdar tâyin ettiği Ebrehe b.
Sabbah el-Eşrem, Mekke' ye giden kervan ve Kâbe ziyaretçilerini çekmek ve San' a
şehrini ticaret merkezi haline getirmek üzere burada Kulleys veya Kalis denilen
bir tapınak (kilise) yaptırdı. Ancak tapınağa gelen olmadığı gibi Fukaym
kabilesine mensup bir Arap veya bir grup Arap kiliseye girerek pislediler. Bunu
öğrenen Ebrehe çok kızdı ve Kâbe' yi yıkacağına yemin etti. Büyük bir ordu ve
gayet iri cüsseli "Mamud" adlı fili önde olduğu halde Mekke' ye yöneldi. M.S. 570
veya 571 yılında altmış bin asker ve on yahut dokuz fille yola çıktı.
(İbnü' l-Esir, el-Kâmil fi' t Târih, Nşr: Tornberg, Beyrut 1965, I, 442).
Ebrehe yolda Yemen kralı Zû Neferi bozguna uğrattı, ardından Has' amlıları yendi
ve bunların Nufeyl b. Nubeyb adındaki liderinin hayatını bağışlayarak kendisine
Mekke' ye gidişte rehber yaptı. Taif' teyken Sakif' liler tanrıları Lât' ı korumak
uğruna Ebrehe ile işbirliğine yanaşıp Ebû Regal' i ona rehber olarak verdiler.
Ebrehe' nin fillerin desteğindeki muazzam ordusunun karşısında hiçbir ordu
dayanamadı ve Kureyş' liler bu gelişe bakarak Kâbe' nin yıkılacağına kesin olarak
inanmaya başladılar.
Abdülmuttalibin Ebrehe ile Görüsmesi
Mekke yakınında Mugammes denilen yerde Ebrehe ordusu çadırlarını kurdu ve
çevredeki Mekke' lilere âit develeri yağmaladılar. Burada, Ebû Regal öldü.
Develerin içinde Abdülmuttalib' in de iki yüz devesi vardı. Ebrehe' nin elçisi
Hınata el-Himyeri Mekke' ye giderek Kureyş' lilerin ileri gelenleriyle görüştü ve
"Kâbe' yi tavaf etmeyi bıraktıkları takdirde onlara saldırmayacaklarını" söyledi.
Onlara sadece Kâbe' yi yıkmak için geldiklerini, kendileri ile savaşmayacaklarını
bildirdi (İbnü' l-Esir, a.g.e., s.443).
Abdülmuttalib, "Biz onunla savaşmak istemiyoruz, buna gücümüz de yetmez. Orası
Beytullah' tır, eğer korursa O (Allah) Harem' i korur" dedi; develerini görüşmek
üzere Ebrehe' nin yanına vardı. Abdülmuttalib' e iyi davranan ve önce onu takdirle
karşılayan Ebrehe, Abdülmuttalib develerini isteyince şöyle dedi: "Seni ilk
gördüğümde gözüme büyük bir şahsiyet olarak görünmüştün. Ama sen Kâbe' nin
korunmasını isteyeceğin yerde develerinin peşine düşünce gözümden düştün."
Abdülmuttalib, "Ben develerin sahibiyim. Kâbe' nin de sahibi var, O onu korur"
dedi.
Abdülmuttalib develerini alıp Kureyş' lilerin yanına döndü, onlara olup biteni
anlattı ve hepsi, muhtemel bir katliâma karşı Mekke' den ayrılıp dağlara
çekildiler.
Fillerin Yere Cökmesi
Sabaha karşı Ebrehe, Mekke' ye ilerledi. Mamud denilen büyük fil, şehre
yaklâşınca yere çöküverdi; kalkması için çok uğraştıkları halde kalkmadı. Öteki
fillerin de, Kâbe yönünde sürüldüklerinde yere çöktükleri, başka bir yöne
yöneltildiklerinde koşarak kaçmaya çalıştıkları görüldü. Bu mucizeyi olayın
sıhhati Hz. Peygamber (s.a.s.)' in Kusva adlı devesinin Mekke yakınlarında
çökmesi olayında, Nebi (s.a.s.)' in söylediği sözlerle sâbit olmuştur: Devesi
çökünce Rasûlullah' ın ashâbı, "Deve çöktü" dediğinde, Rasûlullah; "Hayır, Kusva
çökmedi, yalnız onu ' Fili engelleyen' engelledi" buyurmuştur. Buhâri ve
Müslim' de, Rasûlullah (s.a.s.)' in Mekke' nin fethi günü şöyle dediği
nakledilmektedir: "Yüce Allah filleri Mekke' ye girmekten alıkoydu. Ama Rasûlünü
ve mü' minleri oraya gönderdi. Dün olduğu gibi bugün de oranın hürmeti iâde
olmuştur. Dikkat edin, hazır olan olmayana bildirsin. "
Kuşlarn Ebrehe Ordusuna Saldirmasi
Ebrehe ordusu Mekke' ye girerken deniz tarafından, dahâ önce o bölgede hiç
görülmemiş, kırlangıca benzer kuş sürüleri bir anda ortaya çıkarak Ebrehe
ordusuna saldırdılar. Gaga ve pençelerinde taşıdıkları taşları ve çamurdan
balçıkları askerlerin üzerine bıraktıklarında onlar, kurumuş, paramparça olmuş
ağaç yaprakları gibi dağıldılar. Rehberleri Nufeyl kaçtı, askerler kuş
saldırısında telef olup feci şekilde öldüler; yolda kalanlar, geriye dönenler de
helâk oldular. Mekke' liler bu mucizeyi dağlardan seyrederken Allah' ın irâdesi
karşısında hayret ve dehşet içindeydiler. Ebrehe, bu saldırıda etleri
parçalanmış, çürümüş halde San' aya dönerken, Hasm kabilesinin yaşadığı bölgede
göğsü ikiye yarılarak acıklı şekilde öldü (Kadı Beydâvî, Envârü' t-Tenzil, Fil
Sûresi tefsiri).
Kuşlar ve attıkları taşlar hakkında çeşitli rivâyetler vardır. Bu olay
Rasûlullah' ın dünyaya geldiği yılda vukû bulduğundan, Peygamberimizin ilk
mucizelerinden sayılmıştır. Muhammed b. İshak ve İkrime o yıl çiçek hastalığının
Mekke' de yaygınlaştığını söylemişlerdir. Muhammed Abduh (v. 1905) bu
rivâyetlerden hareketle Kur' ân' da geçen "Tayran Ebâbile" ifâdesiyle kastedilenin
"sinekler" olduğunu ayaklarında salgın hastalık mikrobu taşıyan sinek sürülerini
Allah' ın, Ebrehe ordusuna musallat kıldığını belirtmektedir. Yeryüzünün en
ihtişamlı ordusu ve hayvanları (filleri) ile gelen Ebrehe ve ordusunu Allah, bir
ibret olsun diye gözle görülemeyen küçük canlılarla mikroplarla helâk etmiştir.
Bu görüşü yukarıda zikrettiğimiz gibi daha önce ilk siyercilerden Muhammed b.
İshak da kaydetmiştir.
Bu tefsirde önemli olan husus; Muhammed Abduh, Reşid Rıza, ve diğer bazı
müfessirlerin, Allah' ın, olağanüstü, fevkalâde, harikulâde mucizesi ile bu Allah
düşmanı orduyu helâk edişini dile getirmeleridir. Tefsirlerde kuşların mâhiyeti
hakkında değişik görüşler bulunmaktadır. İbn Abbas ile Dahhak, Ebâbil' i "birbiri
arkasından gelenler" diye yorumlamışlardır. Hasan-ı Basri ile Katâde, "çok"
mânâsına; İbn Zeyd "çeşitli, sağdan soldan gelenler" mânâsına; Mücâhid, "toplu
halde arka arkaya gelen" mânâsına geldiğini söylemişlerdir. Kuşların, bölük
bölük, karışık türde oldukları anlaşılmaktadır. Rivâyetlerde kuşlar; kırlangıca,
kekliğe, sığırcığa, yarasaya, hatta "zümrüdü anka"ya benzetilmektedir .
"Siccil" kelimesi, taş ve çamur demektir. Yahut, çamurla sıvanmış taş anlamına
gelir. "Asf" kelimesi, ağaç yaprağı anlamına gelir. Haşerelerin ağaç yaprağını
yiyip ufalttıklarında yaprak yenik yenik hale gelir ki, sûrede anlatılmak
istenen budur.
Sûrenin anlamı; Allah' ın, Kâbe' nin müdafaasını müşriklere bırakmadığını,
saldırganları alışılmadık şekilde helâk ettiğini bize anlatmaktadır.
Olayın Gerceklestigi Yer
Fil olayı, Müzdelife ve Mina arasındaki Muhassab vadisi arasında bulunan
Muassıb' da meydana gelmiştir. Müslim ile Ebû Dâvûd, Câbir' den rivâyetle onun
şöyle dediğini yazarlar: "Rasûlullah Müzdelife' den Mina' ya hareket ettiği zaman
Muassıb vadisin de hızlanmıştı." İmam Nevevî bunu şöyle izah etmiştir: "Ashâb-ı
Fil olayı burada cereyan etmiştir. Onun için, sünnet olan, hacıların buradan
hızla geçmesidir" (Mevdûdî, Tefhimul Kur' an Trc: Muhammed Han Kayanı ve
diğerleri, İstanbul 1988, VII, 238)
İmam Mâlik de Hz. Peygamber' den, "Müzdelife durma yeridir, ama Muassıb vadisinde
durulmamalıdır" hadisini nakleder.
Müşrik Kureyşlileri bu olay o kadar etkilemiştir ki, üç yüz altmıştan fazla Kâbe
putunu unutup yedi yahut on sene Allah' a tapmışlardır. Fil sûresin de Allah,
Ashâb-ı Fil' in acı âkıbetinin fecâatine sadece ana hatlarıyla değinmiş ve
müşriklere, Hz. Muhammed (s.a.s.)' in dâvetine karşı çıktıklarında, onların
başlarına gelebilecek acıklı azabı hatırlatmıştır.
|
| Kaynak : İSLAMİYET |
| Yazıyı Ekleyen :
merve |
| Bu yazı 832 kez okundu. |
| merve bugüne kadar toplam 1513 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
iyi bir müslüman,
kızlar,
mukaddime,
amdam,
am,
akraba ziyareti,
bencil,
ölüm,
muhammed anadan dogdu,
lokman,
telbiye,
boks,
resim,
FOTO,
Dua,
su,
başarı,
farz ibadetler,
dondur,
mukabele,
sex,
nas suresi,
Anne,
namaz,
kabir gecesi,
karadeniz,
iman,
arkadas,
deccal,
emribilmaruf,
safa ve merve,
tebareke,
cenab-i hak,
deve,
evlilik,
salih,
ferman ver,
senin,
zihin,
sivilce,
ilahi kitaplar,
agd,
BESMELE,
isimler,
ALLAHU TEALA,
zikir,
ilk vahiy,
boy,
arapca,
ferman,
tevrat,
yakma,
hzmuhammed,
kURAN,
oru,
|
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
| Bir Reklam.. |
 |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|