|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil. |
|
|
Gün'e islamiyazılar ile başlayın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
EKMEK VEREN ELİ KIRAN BABA
|
| |
|
| |
EKMEK VEREN ELİ KIRAN BABA
Bağdat' ı kıtlık kırıp geçiriyordu. Herkesten önce de hamallar açlık çekiyordu.
İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin
kapısından seslendi hamalın biri:
- Allah rızası için birazcık ekmek. Günlerdir lokma girmedi ağzımdan.
Tandırın başındaki kadın taze ekmekleri kızına uzattı. "Ver şu adama" dedi.
Kızcağız ekmekleri güzelce katlayıp verdi aç hamala.
Hamalın sevincine sınır yoktu. Evine doğru hızlandı. Kim bilir kaç günlük
açlığını giderecekti? Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikazı durdurdu
onu:
- Çabuk söyle, bu ekmeği hangi evden aldın?
Geriye bakıp eliyle işaret etti:
Adam kızgın şekilde salladı başını:
- Yanılmamışım, böyle zamanda başka kimin evinden alınabilir ekmek? diyerek eve
doğru ilerledi.
Kapıyı açar açmaz da sordu:
- Kim verdi ekmeği hamala?
Hanım korkudan kızını gösterdi. Güya kızına acır, bir şey yapmaz diye
düşünmüştü. Halbuki adamın şükürsüzlük ve cimrilik içine işlemişti. Elindeki
sopayı hızla havaya kaldırdı, kızının ekmek veren eline öyle bir indirdi ki
bilek zedelenip burkuldu, el çarpık kaldı. Söyleniyordu kendi kendine:
- Ben herkese ekmek versem bu evde ekmek kalır mı? diye.
Halbuki nimet şükür isterdi. Şükürsüzlük nimetin gitmesine sebepti. Nitekim bu
şükürsüzlüğün akibeti de öyle olacaktı. Olmaya başladı bile. Kısa zamanda işleri
bozuldu, çarşının en işlek yerindeki dükkanını satması da onun bozulan işlerini.
Bir ara o hale geldi ki, evine ekmek alamaz duruma bile düştü. Nitekim bir akşam
eve gelmiş, kızcağızına da acı sözü söylemişti;
- Artık benden ümidinizi kesin. Çünkü bu akşam ekmek alacak kadar da olsa elime
para geçmedi. Çarşıya in, ekmek parası iste.
Kızcağız çarşıya inmiş, utana sıkıla sattıkları dükkanın karşısına geçerek bir
tanıdık görürüm diye beklemeye başlamıştı. Kendisini gören dükkandaki adam hemen
yanına gelerek:
- Sen masum birine benziyorsun, ne bekliyorsun burada? diye sormuştu. O da
anlatmıştı gerçek durumu:
- Ekmek alacak paramız kalmadı, bir tanıdıktan ekmek parası istemek üzere
bekliyorum burada.
Hemen elini cebine attı adam. Hatırı sayılır bir miktar parayı uzatarak "Al"
dedi. "Bununla istediğin kadar ekmek alabilirsin. Ben de nimetin şükrünü eda
etmiş olurum böylece."
Kızcağız elinin birini arkasına saklamış, ötekiyle parayı alırken adamın
dikkatin çekti bu saklayış;
- Elinde bir yara bere varsa tedavi ettireyim, niçin saklıyorsun? Allah bana
nimet verdi, şükrünü eda etmek için iyilik yapmam gerek, dedi.
Kızcağız önce açıklamak istememişse de adamın ısrarı üzerine anlattı elinin
durumunu:
- Ben bir yoksula ekmek vermiştim. Babam yolda rastlayıp sormuş, o da evi
gösterip ' İşte oradan aldım' demiş, bizi haber vermiş. Babam eve gelince
elindeki sopayla ekmek veren elime öylesine bir darbe indirdi ki, elim böylece
çarpık kaldı. Göstermekten utanır oldum. Bu yüzden de evde kaldım.
Bu açıklamayı dinleyen adam bağırmaya başlar:
- Komşular! Çabuk buraya gelin, ben hayalimdeki altın kalpli kızı buldum, hayat
arkadaşım işte karşımda, siz de şahit olun... diyerek başlar anlatmaya:
- Ekmeği isteyen fakir bendim. Ben o gün bir hamaldım. Demek ki elinin çarpık
kalmasına ben sebep olmuşum. Hem sebep olayım hem de seni bu halinle baş başa
bırakayım. Buna Allah razı olmaz. Seni görünce içimden bir sevgi selinin
koptuğunu anladım, bana ekmek veren kıza ne kadar da benziyor diye düşünmüştüm.
Yanılmamışım. Baban şükürsüzlük ettiğinden Allah onun dükkanını elinden alıp
bana nasip eyledi. Şimdi ise imtihan sırası bana geldi, ben de aynı şükürsüzlüğe
düşmek istemem. Haydi gel, nikahımızı yaptırıp birlikte babanı sıkıntıdan
kurtaralım.
Yola koyulurlar, ekmek veren eli sakatlayan şükürsüz babaya doğru...
"Şükrederseniz çoğaltırım, etmezseniz elinizden alır şükredene veririm.
Şükürsüze de azabım şiddetli olur..." (Kur' an-ı Kerim, 14/7)
|
| Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13 |
| Kaynak : İSLAMİYET |
| Yazıyı Ekleyen :
merve |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 212 kez okundu. |
| merve bugüne kadar toplam 1512 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
gusul,
erkam,
nisa,
sia,
hz ibrahim,
coco,
hased,
minel,
ilahi,
muharrem ayi,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|