|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Kişinin malayani (boş) şeyleri terki İslam'ının güzelliğinden ileri gelir |
|
|
Daha çok kişiye ulaşabilmemiz için
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
DİĞER DİNLERDEKİ UYDURMALARIN DİNİMİZE TAŞINMASIYLA OLUŞAN UYDURMALAR
|
| |
|
| |
|
Bu uydurmaları taşıyanları iki bölüme ayırabiliriz: Birinci bölüm, İslam' ı
dejenere etmek, mantıksızlaştırmak veya kendi asıl inancına benzetmek için
kasıtlı olarak uydurmaları dine sokanlardır. İkinci bölüm ise İslam' a
geçmelerine rağmen kendi eski dini, örfi alışkanlıklarını üzerlerinden
atamadıkları için, bunları dinimize taşıyanlardır. Yahudiler' in kıssaları,
Hıristiyan hikayeleri, Putperest adetleri, Türkler açısından düşünürsek Şaman
adetleri hep dinimizin içine hadis veya içtihad olarak girmiştir. Hacim olarak
bakarsak, ‹srailiyat denen Yahudi hikayeleri uydurma kaynağında birinci,
Mesihhiyat denen Hıristiyan hikayeleri ise ikincidir. Bunlar diğer dinlerde daha
evvel kök saldıklarından dinimize de daha rahat geçmişlerdir. Biz sadece
İsrailiyat ve Mesihhiyata değineceğiz.
Dinimize İsrailiyat' ı taşıyan kişilerin en önemlileri Kab el Ahbar, Vehb bin
Münebbih, Abdullah bin Selam' dır. 12. Bölümde bazı önemli hadis uydurucularına
değinirken bunlara da değineceğimiz için 12. bölümü okuyup İsrailiyatın
kaynaklarının ne kadar güvenilir olduğunu görebilirsiniz. Müslümanlarsa bu
aktarımları Kuran ayetlerinin yanında hikaye etmekte bir zarar görmediler. İşte
bu, hadislerin çoğalma kaynaklarından biriydi. Bugünkü tefsir kitapları başta
olmak üzere, birçok hadis kitabında bu kimseler kaynaklı yüzlerce uydurmaya
rastlayabiliriz. Biz örnek olarak sadece iki tanesini verelim. Vehb bin
Münebbih' ten rivayet edilen İsrailiyat menşeli hadis denen uydurma şöyledir: "Beytul
Makdis' in halkı Allah' ın komşularıdır. Komşularına azap etmemek Allah' ın üzerine
haktır. Beytul Makdis' e gömülen kabir imtihanından ve darlığından kurtulur.”
Kurtubi' nin tefsirinde de geçen Kab el Ahbar kaynaklı bir uydurma ise şöyledir:
"Allah Teala kendisini yarattığında Arş dedi ki: Allah benden daha büyük bir
mahluk yaratmadı. Ve böbürlenerek sallandı. Allah ona öyle bir yılan doladı ki o
yılanın yetmiş bin kanadı vardı. Her bir kanadında yetmiş bin tüy vardı. Her bir
tüyde yetmiş bin surat vardı. Her bir suratta yetmiş bin ağız vardı. Her bir
ağızda yetmiş bin dil vardı. Her gün onun ağızları yağmur damlaları, ağaç
yaprakları, kum ve çakıl taneleri, dünyanın günleri ve tüm meleklerin sayısı
kadar tespih eder. Yılan arşın üzerine dürülür ve arş onun ancak yarısına
uzanabilir. İşte o zaman arş alçak gönüllü olmaya başlar.”
Mesihhiyat; yani Hıristiyan uydurma hikayelerinin dinimize sokulmasının
kaynaklarından olaraksa Temim ed Dari ve İbn Cureyc' i gösterebiliriz. Hz.
İsa' nın yeniden dünyaya geleceği, Deccal, ölüm meleği, cennet ve cehennem
Mesihhiyat uydurmalarının en
çok olduğu alanlardır. (20. bölümde Hz. İsa' nın yeniden dünyaya gelişi, Mehdi ve
Deccal konularının dinimizde nasıl derin yaralar açtığını göreceğiz.)
Gelenekçi İslamcılar sırf Kuran' dan dinini anlayan Müslümanlar' a çok kızdıkları
gibi, yabancı ‹slam araştırmacılarının da hadislerin güvenilmezliğini ortaya
koymalarına çok kızmaktadırlar.
Bu araştırmacıların niyeti ne olursa olsun bizi ilgilendiren onların ortaya
koyduklarının bilimsel değeridir. Müslüman toplumlarda mevcut olmayan özgür
ortama sahip olan bu kişilerin hem ciddi, hem de düşünülmesi gereken hususları
ortaya koydukları bir gerçektir. Onların çalışmalarına objektif bir şekilde
yaklaşmalı, hatalarını göstermeli ve ortaya koydukları doğru hususlardan
yararlanmalıyız. Bu araştırmacılardan özellikle Goldziher' in, Schacht' ın Van
Kremer' in, Sprenger' in ve Dozi' nin kitaplarında herkesin yararlanabileceği
birçok nokta olduğu kanaatindeyiz. Bunların en ünlüsü Goldziher şöyle der:
“Rabbanilerin (Musevi, Hıristiyan din adamları) sözleri, uydurma ‹ncil’lerden
alıntılar, Yunan felsefesinin öğretileri, Fars ve Hind kökenli deyişler ve daha
niceleri hadis kanalıyla İslam' a girmiştir. Tüm bunlar doğrudan veya dolaylı
olarak İslam kültürünün malı haline gelmiştir. Yine dini kıssalardan büyük bir
bölümü İslam’a sızmıştır. Eğer hadislerde kullanılan materyali ve Yahudi din
kültürünü incelersek bu ikinciden büyük bölümünün, İslam din kültürüne sızmış
olduğunu görürüz.”
|
| Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13 |
| Kaynak : DİNİMİZ İSLAM |
| Yazıyı Ekleyen :
merve |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 485 kez okundu. |
| merve bugüne kadar toplam 1512 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
kabenin,
yusuf suresi,
videolar,
kaynana,
nisa,
hz ibrahim,
Annem,
salavat,
salih amelle,
salih amel,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|