|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim. |
|
|
İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
| CÂHİLİYYE DÖNEMI |
| |
|
| |
Bilgisizlik, gerçeği tanımama. İslâm, tam bir aydınlık ve bilgi devri olduğu
için, Arabistan' da İslâmiyet' in yayılmasından önceki devre, daha dar anlamı ile
Hz. İsa' dan sonra peygamberimizin gelmesine kadar geçen zamana "cahiliyye" devri
adı verilmiştir.
Cahiliyye, insanın Allah' ı gereği gibi tanımaması, ona kulluk etmekten
uzaklaşması, onun ilâhî hükümlerine değil de kişinin kendi hevâ ve hevesine
uyması, insanların koyduğu emir ve yasaklara, siyasî sistem ve düşüncelere
inanmasıdır. Kur' an-ı Kerîm' de: "Onlar hâlâ Cahiliyye devri hükmünü mü
istiyorlar? Gerçeği bilen bir millet için Allah' dan daha iyi hüküm veren kim
var?" (el-Mâide, 5/50) buyurulur. İslâm' ın hakim olmadığı ortamlar Cahiliyye
çağlarıdır. Çünkü ilâhî bilginin kaynağından yoksun olan ortamlardır. İslâm' ın
gelişinden önceki dönemde yaşayan müşrikler Allah' a isyan etmiş onun hükümlerine
sırt çevirmiş bir toplum olarak son derece ilkel ve cahil hayat sürüyorlardı.
Cahiliyye Arapları' nın sürdüğü hayattan ve içinde yaşadıkları ortamdan bazı
örnekleri şöyle sıralamak mümkündür:
Putlara Taparlardi
Cahiliyye insanları Allah' ın varlığını kabul etmekle beraber putlara taparlardı.
Onlar putlarının Allah katında kendilerine şefaatçı olacaklarına inanırlar ve:
Biz onlara ancak bizi daha çok Allah' a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz"
(ez-Zümer, 39/3) derlerdi.
Icki Icerlerdi
Şarap içmek adeti çok yaygındı. Şairleri her zaman içki ziyafetinden bahseder,
içki şiirleri edebiyatlarının büyük bir kısmını teşkil ederdi. Hatta Enes b.
Mâlik (r.a.)' in bildirdiğine göre İslâm' da içki, Mâide Suresi' nin doksan ve
doksanbirinci ayetleriyle kesin olarak haram kılınmış, Hz. Peygamber (s.a.s)
tellal bağırttırarak bunu ilân ettiğinde Medine sokaklarında sel gibi içki
akmıştır (Müslim, Eşribe, 3).
Kumar Oynarlardi
Cahiliyye çağında kumar da çok yaygındı. Cahiliyye Arapları kumar oynamakla
övünürlerdi. Öyle ki kumar meclislerine katılmamak ayıp sayılırdı. Onların
şairlerinden biri karısına şöyle vasiyette bulunur:
"Ben ölürsem, sen, aciz ve konuşma bilmeyen, iki yüzlü ve kumar bilmeyen birini
isteme."
Tefecilik Yaparlardi
Tefecilik almış yürümüştü. Para ve benzeri şeyleri birbirlerine borç verirler;
kat kat faiz alırlardı. Borç veren kimse, borcun vadesi bitince borçluya gelir:
"Borcunu ödeyecek misin, yoksa onu artırayım mı?" derdi. Onun da ödeme imkânı
varsa öder, yoksa ikinci sene için iki katına, üçüncü sene için dört katına
çıkarır ve artırma işlemi böylece kat kat devam ederdi. Tefecilik ve faizin her
çeşidini haram kılan Allah, özellikle Araplar' ın bu kötü âdetlerine dikkati
çekerek "-Ey iman edenler! Kat kat faiz yemeyin." (Âli İmrân,3/130) buyurmuştur.
Faiz Oranlari Cok Büyüktü
Faizcilik Araplar arasında o kadar yerleşmişti ki ticaretle onun arasını
ayıramıyorlar; "Faiz de tıpkı alış-veriş gibi" diyorlardı. Bunun üzerine inen
ayette: "Allah alış-verişi helâl, faizi ise haram kılmıştır. " (el-Bakarâ,
2/275) buyrulmuştur.
Fuhus Cok Büyük Orandaydi
Cahiliyye Araplar' ı arasında fuhuş da nadir şeylerden değildi. Cariyelerini
zorla fuhuşa sürükleyenler vardı. Kur' an-ı Kerîm' de bu hususa işaretle: "İffetli
olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. " (en-Nûr, 24/33) buyurulur.
Kocanın birkaç metresi olduğu gibi, kadının da başkalarıyla ilişkide bulunması,
bazı çevrelerce nefretle karşılanmayan bir davranıştı. Fuhuşla ilgili Cahiliyye
Araplarının şu adetlerini zikredebiliriz:
Kadın âdetinden temizlendikten sonra kocası ona "şu adama git ve ondan hamile
kal" derdi. Kadın istenilen adamla beraber olduktan sonra kocası hamileliği
belli oluncaya kadar ona yaklaşmazdı. Sonra yaklaşabilirdi. Bu, iyi bir çocuğa
sahip olmak için yapılırdı.
Sayıları üç ila on arasında değişen bir grup erkek kadının evine girerek,
sırasıyla hepsi de onunla cinsi münasebette bulunurdu. Kadın hamile kalıp da
doğum yaparsa doğumdan bir kaç gün sonra bu erkekleri çağırır, erkekler de
zorunlu olarak bu davete iştirak ederlerdi. Sonra onlara: "Olanları
biliyorsunuz, doğum yaptım" içlerinden birine işaret ederek "çocuğun babası
sensin" derdi. O da bundan kaçınamazdı.
Bazı fuhuş yapan kadınlar da tanınmaları için kapılarına bayrak asarlardı. Bu
tür kadınlardan biri doğum yaptığı zaman teşhis heyeti toplanıp çocuğun kime ait
olduğunu tespit ederdi. O da çocuğun babası olduğunu kabul etmek zorunda
kalırdı. (Buhârî, Nikah, 36)
Kadına değer verilmez, hak ve hukuku tanınmaz, adeta bir eşya gibi telakki
edilip miras alınırdı. Biri ölüp karısı dul kalınca ölenin varislerinden gözü
açık biri hemen elbisesini kadının üzerine atardı. Kadın daha önce kaçıp bu
halden kurtulamazsa artık onun olurdu. Dilerse mehirsiz olarak onunla evlenir,
dilerse onu bir başkasıyla evlendirerek mihrini almaya hak kazanır ve kadına
bundan bir şey vermezdi. Dilerse, kocasından kendisine kalan mirası elinden
almak için onu evlenmekten menederdi. Bunun üzerine inen ayette: "Ey inananlar!
Kadınlara zorla mirascı olmaya kalkmanız size helâl değildir. " (en-Nisâ, 4/19)
buyurulmuştur. (Şevkânî, Fethu' l-Kadir, I, 440).
Yiyeceklerin bazısı yalnız erkeklere ait olup kadınlara yasak ediliyordu.
"Onlar: Bu hayvanların karınlarında olan yavrular yalnız erkeklerimize mahsus
olup, eşlerimize yasaktır. Ölü doğacak olursa hepsi ona ortak olur" dediler
(En' âm, 6/139)
Kizlari Diri Diri Topraga Gömerlerdi
Cahiliyye Arapları' nın kötü adetlerinden biri de kız çocuklarını diri diri
toprağa gömmeleriydi. Onlar bunu namuslarını korumak veya ar telakki ettikleri
için, bazıları da sakat ve çirkin olarak doğduklarından yapıyorlardı. Kur' an-ı
Kerîm' de şu ayetlerde buna işaret edilir: "Onlardan birine Rahman olan Allah' a
isnat ettikleri bir kız evlâd müjdelense içi öfkeyle dolarak yüzü simsiyah
kesilirdi. " (ez-Zuhruf, 43/17), " Diri diri toprağa gömülen kız çocuğunun hangi
suçla öldürüldüğü sorulduğu zaman... " (Tekvir, 81/8-9), "Ortak koştukları
Şeyler müşriklerden çoğuna çocuklarını öldürmeyi süslü gösterirdi. "(el-En' âm,
6/137)
Ekin ve hayvanlarını iki kısma ayırıyor bir kısmını Allah' ın böyle emrettiğini
sanarak Allah' a veriyor ve bir kısmını da Allah' a eş koştukları putlarına
ayırıyorlardı. Onlar bu batıl inanç ve adetlerinde biraz daha ileri giderek
Allah' ın payına düşeni alıyorlar, onu eş koştukları putların payına
ekliyorlardı. Ama putlarının payından alıp öbürüne ilâve ettikleri görülmüyordu.
"Allah' ın yarattığı ekin ve hayvanlardan O' na pay ayırdılar ve kendi iddialarına
göre: "Bu Allah' ındır, Şu da ortak koştuklarımızındır" dediler. Ortakları için
ayırdıkları Allah için verilmezdi. Fakat Allah için ayırdıkları ortakları için
verilirdi. Bu hükümleri ne kötüydü!" (el-En' âm, 6/136).
Bir kısım hayvanlarla ekinlerin bazısını dilediklerinden başkasına
yasaklıyorlardı. Ayrıca bir kısım hayvanlara binerken ve keserken Allah' ın
adının anılmasına engel oluyorlardı. (el-En' âm, 6/138).
Bunun dışında hayvanlarla ilgili şu adetleri de vardı:
Deve beş batın doğurup beşincisinde erkek doğurursa kulağını çentip serbest
bırakırlardı. Artık ona binmeyi ve sütünü sağmayı haram kabul ederlerdi. Buna
"Bahîra"* derlerdi.
Saibe*; dileği yerine gelen kimsenin putlara adadığı deve idi. Buna da binilmez
ve sütü sağılmazdı.
Vasîle*; koyun dişi doğurursa kendileri için; erkek doğurursa putları için
olurdu. Şayet biri erkek, biri dişi olmak üzere ikiz doğurursa, dişinin hatırı
için erkeği de kesmezler ve buna "Vasîle" derlerdi.
Hâm* ; bir erkek devenin soyundan on döl alınırsa onun sırtı haram sayılır, su
ve otlakta serbest bırakılırdı. Kimse ona dokunmazdı.
Bütün bunlardan başka müşrikler atalarından devraldıkları birtakım adetleri
devam ettirme konusunda direniyor ve hatta bunların bazılarının, kendilerini
Allah (c.c.)' a daha çok yaklaştırdıklarını ileri sürüyorlardı.
İbn İshak şunları aktarıyor: "Kureyş, ya Fil olayından evvel veya daha sonra
meydana geldiğini tahmin ettiğim bir bid' at ortaya çıkardı ki, tarihte (Hums)
diye anılıp, asalet-i diniye iddiasından ibarettir." Bunlar: "Biz, İbrahim' in
evladıyız, ehl-i Harem biziz, Beyt' in sahibiyiz, Mekke' nin de sâkini
bulunuyoruz. Arap kabilelerinden hiçbir kabîle, bizim sahip olduğumuz bu şeref
ve itibara sahip değildir. Binaenaleyh biz, bu müstesna mevkiimizin şeref ve
itibarını korumalıyız. Bundan sonra Harem haricinde hiçbir şeye tazim etmeyip
bütün ihtiramatımızı Harem dahilinde hasretmeliyiz. Meselâ, Arafat' ta halk ile
bir sırada, yan yana, omuz omuza durup vakfe etmek, sonra halk ile geri dönüp
gelmek bizim kadrimizi tenzil eder" diyorlardı.
İbn İshâk devamla: "Kureyşliler bu asalet fikrini ortaya koydu ve uygulamaya da
başladı. Arafat' a çıkmayı, Arafat' tan ifazâyı terk ettiler. Herkes Arafat' ta
vakfe ederken, bunlar Müzdelife' ye giderler, orada dururlardı. Ve "Biz
ehlullahız, Harem-i Şerif' in hâdimleriyiz" diyerek, diğerleriyle eşitliği kabul
etmezlerdi. Fakat bunlar, Arafat' ta vakfe etmenin İbrahim (a.s.)' in dini
muktezası olduğunu biliyorlardı. Kinâne ile Hüzâaoğuları da bu hususta Kureyş' e
iltihak etmişlerdi.
Bunlar hac için, umre için gelen bedevîlere müdahaleye kadar ileri gitmişlerdir.
Harem hâricinden gelen herkesin, Beyt' in ilk tavafı Siyab-ı Hums ile tavaf
etmelerini kararlaştırdılar ve uyguladılar. Bu kararın neticelerinden biri: Kim
ki adi bir elbise ile gelip tavaf ederse, tavaftan sonra o elbiseyi çıkarıp
atması zarûrî idi.
Bu kararların ikinci neticesi ise; asilzadelere mahsus bir elbisesi olmayan
bedevî erkeklerin çıplak; kadınların da yalnız önü yırtmaçlı kısa iç gömleği ile
tavafa mecbur edilmesidir.
Bu ve bunun gibi pek çok âdetler yürürlükte idi. Rasûlullah (s.a.s)' a
iletilinceye kadar da bu âdetler yürürlükte kalmaya devam etti. Daha sonra da
A' râf suresinin 26, 27, 28, 31 ve 32. ayetlerinde, çıplak tavaf ile birlikte
diğer bid' atler de yasaklanmıştır.
Ebû Hüreyre (r.a.)' den gelen bir rivayete göre, Ebû Bekr es-Sıddık (r.a.) Vedâ
Hacc' ından (bir sene) evvel, Hz. peygamber tarafından Hac Emîri* olarak
(Mekke' ye) gönderildiğinde, Ebû Bekr de Ebû Hureyre' yi Kurban Bayramı' nın ilk
günü Mina' da büyük bir cemaat içinde halka (şu iki maddeyi) ilâna memur
kılmıştır. (Ebu Hüreyre): "Ey Nas! İyi biliniz, bu yıldan sonra müşriklerin
haccetmeleri, çıplakların da Kâbe' yi tavaf etmeleri yasaktır" demiştir. (Sahîh-i
Buhâri, Tecrid-i Sarih Tercümesi, VI,13) Fakat onlar bunu kabule yanaşmamışlar,
atalarını körükörüne taklide çalışmışlardır. "Onlara: Allah' ın indirdiğine ve
peygambere gelin dendiği zaman: Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter'
derler. Alaları bir şey bilmeyen ve doğru yolu da bulamayan kimseler olsalar da
mı?" (el-Mâide, 5/104). İslâm, topluma hakim olunca bütün bu cahilî sistemin
ilkel davranışlarını tamamen yasaklamıştır" (el-Mâide, 5/103).
Bütün bunlara baktığımızda, Cahiliyye' nin bir inanma biçimi olduğunu görüyoruz.
Cahiliyye; bir şeyi gerçeği dışında bilmek, anlamak ve buna göre amel etmek
demektir. Bu duruma göre Cahiliyye; insanın ve toplumun İslâm öncesi ve İslâm
dışı bir yaşayış biçimiyle yaşaması demektir. Doğru yolun zıddı, ilmin aksi
olan, eskiyen ve değişken olan, bölgelere, kavimlere ve anlayışlara göre kurulan
her türlü İslâm dışı rejimler; cahilî sistemler ve hükümlerdir.
|
| Kaynak : İSLAMİYET |
| Yazıyı Ekleyen :
merve |
| Bu yazı 346 kez okundu. |
| merve bugüne kadar toplam 1513 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
mukaddime,
amdam,
am,
akraba ziyareti,
bencil,
ölüm,
muhammed anadan dogdu,
lokman,
telbiye,
boks,
resim,
FOTO,
Dua,
su,
başarı,
farz ibadetler,
dondur,
mukabele,
sex,
nas suresi,
Anne,
namaz,
kabir gecesi,
karadeniz,
iman,
arkadas,
deccal,
emribilmaruf,
safa ve merve,
tebareke,
iyi bir müslüman,
cenab-i hak,
deve,
evlilik,
salih,
ferman ver,
senin,
zihin,
sivilce,
ilahi kitaplar,
agd,
BESMELE,
isimler,
ALLAHU TEALA,
zikir,
ilk vahiy,
boy,
arapca,
ferman,
tevrat,
yakma,
hzmuhammed,
kURAN,
oru,
ehli beyt,
|
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
| Bir Reklam.. |
 |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|