Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur.


Sitemizi destekleyin
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » Bu çağda Müslüman olmanın bedeli!


Bu çağda Müslüman olmanın bedeli!
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Yaratıcısı, Peygamberi, dini, kıblesi, devleti, milleti, memleketi bir olan topluluğun bunca birleri; uyum sağlamayı ve bir olmayı, o da muhabbeti ve kardeşliği gerektirir.
Bu birliğin ve kardeşliğin reçetesi 3 maddedir:
1–Benim fikir ve görüşüm doğrudur veya daha güzeldir demeye hakkın var; fakat yalnız benim yolum doğrudur demeye hakkın yoktur.
2–Her söylediğin doğru olsun. Fakat başkaları hakkında bildiğin her doğruyu söylemek doğru değildir. Başkalarının kusurlarını görmemek ve hoşgörülü olmak gerek.
3–Düşmanlık etmek istersen, kalbindeki düşmanlığa düşmanlık et, onu kaldırmaya çalış. Çünkü düşmanlığa en layık olan şey, düşmanlık duygusudur. Nasıl ki sevilmeye en layık olan da sevgidir.
İnsanların uyum, anlaşma ve birlik içinde olmaları; toplum da müsamahanın, hoşgörünün ve gönüllerde şefkat ve sevginin mayalanmasıyla mümkündür.
"Benim elimle olmadıktan sonra, başkalarının başarısını da, getireceği hayrı da istemem." Dememeli... Çünkü bu tür düşünceler gizli şirk ifadesidir. Anlaşmak, uzlaşmak, kaynaşmak, sevmek ve sevilmek bu bencil duygularla ve düşüncelerle başarılamaz.
İnsanın sadece "BEN" demesi, ötekini, başkasını benimseyememesi, imanın gerektirdiği neticelere ters düşer. Hakiki mü' min, hizmet zamanında "Ben" der, kendini hatırlar. Ancak ücret alma vaktinde, kendini unutur; "Sen " der, kardeşini ileri sürer.
İşte emredilen kardeşlik budur. Böylece insan kardeşinde fani olur. Adeta bir bedende tek ruh gibi yaşar. Hayırda, huzurda, mutlulukta kardeşini tercih eder.
Her mü' min, önce "SEN" deyince, ortada ne SEN kalır, ne de BEN... Artık söz konusu olan BİZ' dir. Birbirlerini sevenlerin bir olan gönüllerinden çağlayan sevgiler, toplumu sarsılmaz bağlarla birleştirir. Sevginin çocuğu olan birlik, beraberlik böylece doğar. Birlikten de dirlik meydana gelir, dirilik ve dinginlik hâsıl olur...
 

* * *
Bu sevgi ve güven ortamını yıkan, iman zayıflığıdır. İman bütün güzellikler gibi, birlik ve beraberliğin, kardeşliğin de kaynağıdır. İnsanları, var ve bir olan Yüce Yaratıcı' nın güzel isim ve sıfatları etrafında bir ve beraber eder, kardeşleştirir. Aynı Yaratıcı' nın en güzel ve en değerli yaratığı olarak insanları, TEVHİD inancı ile BİR' E bağlar; binin, binlercenin kulluğundan kurtarır.
İşte bu imanın zayıflaması, ahlakın zayıflamasını, ahlakın zayıflaması da, sevginin ortadan kalkmasını doğurur. Sevginin kaybolup gitmesi, önce aileyi vurur. Sevginin ilkokulu olan ailenin çöküşü, insanların yüreklerini çölleştirir. Yüreği çölleşen insan, artık insan değildir, o artık robotlaşmış bir başka canlıdır. Ruhsuz, duygusuz ve vicdansızdır artık...
Böyle birinin yüreğinde sevgiye yer yoktur. Bir sevgi etrafında bir ve beraber olmak ona anlamsız gelir. Çünkü o, maddenin kıskacında, azatsız bir köledir.
Ömrü; yatak, yemek ve tuvalet üçgenine sıkışmış zavallı bir mahlûk, insan olabilir mi? Bu mahlûkun, hani şu en muhteşem yaratılmış, en üstün donatılmış, en şerefli kılınmış olan insanla bir ilgisi kalmış mıdır?

İnsan omuzlarına ağır bir İlahi emanet konulmuş olan varlıktır.
İnsan, imtihandadır.
İnsan, kulluk yarışmasındadır.
İnsan, olgunlaşmak ve Cennet' e layık hale gelmek liyakatindedir.
İnsan, İlahi aşkın zirvesinde, Cennet aşkını bile, Allah' ın rızası uğruna terkedebilendir.
İnsan, omuzladığı bu ağır ve zor görevler dolayısıyla, başkalarına muhtaçtır. Tek başına bu ağır ve zor imtihanı başarması imkânsıza yakın zorluktadır.
Bu sebeple, birbirini sevmeye, saymaya, desteklemeye, affetmeye, iyilikle ve hoşlukla karşılamaya muhtaçtır. Hatta BİR için birlik olsun, dirlik ve dirilik olsun diye; gülmeyi değil güldürmeyi, almayı değil vermeyi, yaşamayı değil yaşatmayı düşünür... Hedefi, topyekûn insanlığın saadeti ve huzurudur.
Gerçek mü' min, kendisini bütün yeryüzünden sorumlu bilir. Çünkü yeryüzü O' nun Rabbi' nin eseri ve sanatıdır. Hele de insan, yeryüzünün en şerefli misafiri olarak, herşeyin emrine verildiği aziz bir varlıktır...
Bu izzetin hakkını vermek için, mü' min de verir, verir, verir... İnsanlardan teşekkür bile almayı beklemeden verir, hep verir... Malını, mülkünü, ömrünü, saadetini, dünyevi zevklerinin bütününü feda eder... Bütün meselesi, Allah' ın rızasını kazanmaktır.
Mü' minin en birinci mürşidi, daha doğarken, kendisine inananların derdine düşmüş ve "Ümmeti" demiştir. İlk ve son sözü, kendisine inananları anmak ve onların derdine düşmek anlamında,"Ümmeti" olmuştur.
O' nun en yakın ve ilk talebesi, aziz ve sadık dostu Hazreti Ebubekir, ondan aldığı ilhamla,"Ya Rabbi, vücudumu büyüt, büyüt, büyüt ve beni Cehennemine koy... Orada bütün günahkârlar adına ben yanayım" diye yakarmış...
O Güzeller Güzeli' nin has evladı, evliyanın şahı Abdülkadir Geylani, münacaatında,"Bütün günahlardan dolayı af ve mağfiret" dileniyor." Yani herkesin, her günahı adına Allah' tan bağışlanma talebinde bulunuyor.
Onun çağdaş bir talebesi olan Bediüzzaman ise, "Bu milletin imanını selamette görürsem, Cehennem' in alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken ruhum gül gülistan olur" diyor.
Her zaman, iyi insanları kucaklayan, koruyan ve bağrına basanlar olmuştur. Fakat kötüleri, günahkârları da böylesine düşünen, seven ve dahası onlar için kendini feda eden bir anlayış başka yerde var mıdır?
Fedakârlık zorla olmaz. Fedakârlık sevgiyle ve samimiyetle yapılabilir. Fedakârlık içten gelir. Zorla hiçbir güzellik olmaz... Fedakârlık da sevgisiz yapılamaz.


* * *
Şimdiye kadar kin ve nefretin çözdüğü bir mesele olmamıştır. Kanla, kinle ulaşılmış bir huzur ve mutluluğu tarih yazmıyor. En küçükten, en büyüğe, bütün barış ve güven ortamları, daima sevgiyle sağlanabilmiştir.
Nasıl aile yuvasında yıkıcı, kırıcı rencide edici davranışlar, dağıtır, bozar ve kaçırırsa; millet hayatında da aynı etkileri doğurur. Ancak, dikensiz gül olmadığı gibi, huzursuzluk yaşamayan toplum da olmaz.
 

* * *
Önemli olanın dövüşmesini bilenlerin, barışmasını da becerebilmesidir... Bütün Müslümanlara düşen görev; barıştırıcı, birleştirici, kaynaştırıcı olmaktır. Aksine hareket etmenin çok büyük bir vebal ve günah olduğunu bilmemiz gerekir.
Mü' mine düşen görevi Rabbimiz şöyle açıklar:
"Mü' minler ancak kardeştirler. O halde ihtilaf eden (anlaşamayan) kardeşlerinizin arasını düzeltin." (Hucurat,10)
Barışı, huzuru, sevgiyi ortadan kaldıran fitne, adam öldürmekten daha beter ve şiddetli bir günahtır.
Çünkü çıkarılan bir fitne bir değil, bazan binlerce adamın ölümüne sebeb oluyor. Fitne çıkmasın diye, elden gelen bütün tedbirleri almak gerekir. Bu tedbirlerin başında ise, insanın iç dünyasında sağlam bir iman parıldamalıdır sürekli... Ayrıca, imanın gereği ve özelliği olan sevgi yayılmalı ahlakımızdan...
Ve ayrıca, her duyduğunuz habere inanmayacaksınız. Hele de çizgiden çıkmış olanların,(fasıkların) dediklerine hemen inanmayacaksınız ve araştıracaksınız. Doğruluğundan emin olmadığınız haberin yayıcısı olmayın.
Dedikoduyu, gıybeti, laf taşımayı bir yana bırakacağız.
İyi, güzel, sevindiren haberler vereceksiniz. Efendiler Efendisi' nin bildirdiğine göre, başkalarına ferahlık verecek haberleri yaymak, sevaptır. Huzur veren, mutluluk taşıyan, sevindiren haberler, aynı zamanda kalbimizin kuvvetidir. Moral gücümüz, iyi haberlerle beslenir ve kuvvetlenir.
Rahmetli Mehmed Akif Bey, ne güzel söyler:
“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”


* * *
Bu birliği becerebilecek miyiz?
Yeryüzünde bir kere olan, niçin bir kere daha olmasın?
Güzeller Güzeli, Saadet Asrı' nı taş taş inşa etti. Kanın, gözyaşının ve terin direncini sabırla yaşadı ve yaşattı. Bu acı ve zor yoldan mutluluk çağına vardı. Allah' ın yardımıyla...
Bize de aynı yol açıktır. Sağlam bir irade, güçlü bir azim ve bereketli bir sabır ile, biz de yeniden ve bir daha, Efendimiz' in sevgi sancağını yücelteceğiz inşallah...



Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13
Yazıyı Ekleyen : halil
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1253 kez okundu.
halil bugüne kadar toplam 365 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

Şehid Dr. Abdullah Azzam

Barış Manço hayatı,biyografisi


Bugün Hiç Okunmadılar..

İNSAN NİÇİN YARATILDI

BİR KADINA AŞIK OLUPTA İFFETİNİ KORUYAN VE BU AŞK ÜZERE ÖLEN ŞEHİD OLARAK ÖLÜR." DİYE BİR SÖZ NAKLEDİLİYOR. BU SÂHÎH HADÎS MİDİR YOKSA UYDURMA BİR SÖZ MÜDÜR?

Okumak Başlangıçtır

Yeni dolandırıcılık şekli

dua


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
5298 , garib , haci , psikomaniac , pisipisi , Aisha , neclak , yıldızlar , hız şimşegi , tayfun , xdyz , sevab , fairy , Mehtap71 ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

samedtoplumRES MHAKKtesettusevdimDUYBABAALTINak partiKUTSAL

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   750ibo
   chemistry
   serap
   nuresma
   insanlık

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.