Kim günah işleyip de tövbe eden kimseyi, işlediği o günahtan dolayı kınarsa, kendisi o günahı işlemeden ölmez
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Dünya işlerinizi yolunuza koyunuz. Ve yarın ölecekmiş gibi de ahiretinize çalışınız.


İnternete güvenli bir başlangıç yapın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Aile Hayatı » ANA-BABA HAKKI


ANA-BABA HAKKI
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Ana-babaya iyilik ve ihsan evlât üzerine farzdır, onlara isyan etmek haramdır. Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Cennet kokusu beşyüz yıllık mesafeden duyulur Ana-babasını Üzenler ve sılâ-l rahmi terk edenler.bunu duyamaz.) [Taberânî]

(Ömrünün uzun, rızkının bereketli olmasını istiyen, ana-babasına iyilik etsin, sıla-ı rahmde bulunsun!) [İ. Ahmed]

[Sılâ-i rahm, ana-baba ve yakın akrabayı ziyaret etmek demektir.}

(Hanımını anasından Üstün tutana ALLAH la' net etsin!) [M. Cinan]

(ALLAH indinde en faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır, sonra ana-babaya iyiliktir.) [Müslim]

(Ana-babasından biri hayatta olup da, onun rızâsını almıyan, onu küstüren, Cehenneme girmeye müstehak olur.)

Eshâb-ı kiramdan biri Ya Resûlallah, ana-baba, evlâtlarına zulmetseler
de rızâlarını alamıyan yine Cehenneme gider mi?) diye sorunca,
Peygamber aleyhisselâm, üç defa (Evet zulmetseler de...) buyurdu
(Beyhekî)

Şu hâlde ana-baba zâlim olup, evlâda zulmetseler de, günah işlemeyi
emretseler de, yine onları üzmemeye, küstürmemeye çalışmalıdır! Günah
olan emirleri yapılmaz ama, yine de onları üzücü söz söylemek caiz
olmaz. Ana-baba kötü bile olsa, yine onlarla iyi geçinmelidir!
Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selâm göndererek,
tatlı mektup yazarak, telefon ederek, bu günahtan kurtulmalıdır!
Çocuğun da ana-baba üzerinde hakları

1- Evlâdın annesini iyi yerden almalıdır! Ya' nî çocuğun annesi olacak
kız,sâliha ve iyi bir aileden olmalıdır! ileride, çocuk, annesiyle
kötülenmemelidir!

2- Çocuğa iyi isim koymalıdır! Hadîs-i şerifte buyuruldu kiÜç oğlu olup da, birine benim adımı vermlyen, cahillik etmiş olur.) [Taberânî]

Ahmed, Mehmed, Mahmûd gibi Peygamber efendimizin isimlerini koymalıdır!
Çünkü ALLAHü teâlâ, (Hatibimin-isminde olan müslümana azâb etmeye haya
ederim.) buyurdu.

3- Çocuğuna Kur' ân-ı kerîmi öğretmelidir!

4- Çocukları helâl lokma ile beslemelidir! Böyle yapmazsa, haram
gıdaların,yemeklerin te' sîri, çocuğun özüne işler çocukta uygunsuz
işlerin meydana

gelmesine sebep olur. Hadîs-i şerifte,(Yiyip içtikleriniz helâl, temiz
olsun!Çocuklarınız, bunlardan hâsıl olmaktadır.) buyuruldu.

5- Çocuğu yedi yaşından itibâren namaz kılmaya alıştırmalıdır!

6- Çocuğuna ilim öğretmelidir!Dünya ve âhırette kurtuluş ilimledir

7- Çocuklara iyilik etmelidir! Hadîs-i Şeriflerde buyuruldu kiEvlâdınıza
ikram edin, ana-babanın sizde hakkı olduğu gibi, evlâdınızın da sizde
hakkı vardır.) [Taberânî](Hediye verirken çocuklarınızın arasında
eşitliğe riâyet edin!) [Taberânî]

8- Çocuğu güzel terbiye etmelidir!Hadîs-i şeriflerde buyuruldu kiÇocuğu güzel terbiye etmek, evlâdın baba üzerindeki haklanndandır.) [Beyhekî]

(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi,
siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız!
Onlara müslümanlığı öğretmelisiniz! öğretmezseniz, mes' ûl olursunuz.)
[Müslim]



EVLAD HAKKI

(Bir mü' min vefât edince bütün amelleri kesilir. Yalnız üç amelinin
sevâbı amel defterine yazılmaya devam eder. Bu üç amel, sadaka-i
câriye, faydalı kitapları ve kendisine hayırlı duâ eden sâlih
çocuklarıdır.)

Evlâdın, ana-baba üzerinde hakları vardır. Bazıları şöyledir:

1- İleride, çocuk annesiyle kötülenmemesi için, evlâdına anne olacak
kızı, iyi yerden seçmelidir. Sâliha olmasına dikkat etmelidir! Hadîs-i
şerîflerde buyuruldu ki:

(Kadın, malı, güzelliği, asâleti ve dindarlığı için nikâh edilir. Sen
dindar olanı seç ki, maddî ve ma' nevî ni' mete kavuşasın!) [Buhârî]

(Kadını güzelliği için alma, güzelliği onu helâke sürükleyebilir. Sırf
malı için de alma, malı onu zarara sokabilir. Dindar olanla evlen!)
[İbni Mâce]

2- Çocuğa iyi isim koymalıdır! Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Siz kıyâmette, kendinizin ve babanızın ismiyle çağrılırsınız. Bu bakımdan çocuklara güzel isim koyunuz!) [Ebû Dâvud]

(Çocuğu güzel terbiye etmek ve ona güzel bir isim koymak, evlâdın babası üzerindeki haklarındandır.) [Beyhekî]

(ALLAHü teâlânın indinde isimlerin en sevgili olanı Abdullah ve Abdurrahman' dır.) [Müslim]

(Üç oğlu olup da, birine benim ismimi vermiyen, câhillik etmiş olur.) [Taberânî]

(MUHAMMED ismi verdiğiniz çocuğa karşı hürmetli olun, toplantılarda ona yer verin ve hiç bir şekilde onu azarlamayın!) [Hatîb]

(MUHAMMED isimli kimseyi hakir görmeyin, onu mahrûm etmeyin! MUHAMMED
isimli kimsenin bulunduğu bir evde veya bir yerde bereket vardır.)
[Deylemî]

(ALLAHü teâlâ buyurur ki: İsmi, Ahmed, MUHAMMED, Mahmûd gibi habîbimin
isminden olan mü' mine azâb etmekten hayâ ederim.) [R.Nâsihîn]

[Ecdâdımız, MUHAMMED ismine hürmetsizlik olmasın diye Mehmed ismi koymuşlardır.]

Çocuğa Reşid, Emin gibi övücü isimler koymak câiz ise de koymamak iyi
olur. Çünkü böyle isimleri söyliyerek, o isim sâhibine hakaret etmek,
isme de hakaret olur. Meselâ Tembel Emin yerine, bu çocuk tembeldir
demelidir. (Şir' a)

Kıyamet günü günahları, sevâblarından daha çok olan bir kimse,
Cehenneme götürülür. ALLAHü teâlâ, Cebrâil aleyhisselâma buyurur:

-Yâ Cebrâil, bu kimseye sor ki, hayatında hiçbir âlimin sohbetinde bulundu mu?

Cebrâil aleyhisselâm, o kimseye sorar. O da, (Ne yazık ki, hiç bir
âlimle bir arada bulunmadım) der. ALLAHü teâlâ, tekrar buyurur.

- Yâ Cebrâil, bu kula sor ki, hiçbir âlimi ilminden dolayı sevdi mi?

Cebrâil aleyhisselâm, ona sorar. O da, (Hayır sevdiğim bir âlim yoktu) der.

ALLAHü teâlâ buyurur ki:

- Yâ Cebrâil, bu kimse, tesâdüfen de olsa bir âlimle yemek yemiş midir?

Cebrâil aleyhisselâm sorar. O kimse de (Hayır hiç bir âlimle bir sofrada bulunmadım) der. ALLAHü teâlâ buyurur ki:

- Yâ Cebrâil, bu kulun ismi, bir âlimin ismine benziyor mu?

Cebrâil aleyhisselâm sorar. O kimse de (Hayır ismim hiçbir âlimin ismine benzemiyor) der. ALLAHü etâlâ buyurur ki:

- Bu kulumu Cennete götürün. Çünkü o, âlimi seven bir kimseyi severdi. (El-Envâr)

Gürüldüğü gibi, ismi bir âlimin ismine benzemek, hattâ âlimi seven
kimseyi sevmek bile insanın kurtuluşuna sebep olmaktadır. Tabiî her
şeyden önce mü' min olmak şartı vardır. Mü' min olmadıktan sonra güzel
ismin ve hiç bir ibâdetin kıymeti olmaz.

Eğer bir kimsenin ismi kötü ise, bunu değiştirmelidir! Hadîs-i şerîfte
(Kötü ismi olan bunu güzel isme çevirsin) buyuruldu. (Berîka)

Avrupa' da ba' zı gençler kendilerine kâfir ismi takıyorlarmış İmâm-ı
Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: (Bir müslümanın, bir kâfir ismini
almaktan, korkunç arslanlardan kaçmaktan daha çok kaçması lâzımdır. Bu
isimlerin sâhibleri, ALLAHü teâlânın düşmanlarıdır. Hadîs-i şerîfte
(Kötü zan altında kalınacak yerlerden kaçınız) buyuruldu. Dinsizlik
alâmeti olan ve bu zannı uyandıran isimleri koymaktan, [sözleri
söylemekten ve alâmetleri kullanmaktan ve işleri yapmaktan] kaçınmak
her müslümanın vazîfesidir.) [Müj. Mektûblar]

Çocuk doğar doğmaz, hemen isim konabilir, bir hafta kadar geciktirmekte
de mahzûr yoktur. Mühim olan çocuğa güzel isim koymalıdır! Bir ismin
güzel olması için mutlaka Kur' ân-ı kerîmde bulunması lâzım değildir.
Yüz binden fazla Eshâb-ı kirâmdan Hz. Zeyd hâriç, hiç birinin ismi
Kur' ân-ı kerîmde yoktur. Güzel isimler çoktur. Değişik isim olsun diye,
Kur' ân- kerîmde geçen her kelimeyi, sırf Kur' ân-ı kerîmde geçtiği için
çocuğa isim olarak koymak, çok yanlış olur. Çünkü Kur' ân-ı kerîmde
güzel isimlerin yanında çirkin isimler de vardır. En başta şeytân var,
iblis var, Hannâs vardır. Kâfirlerden Kârûn, Hâmân vardır. Peygamber
efendimizin düşmanı Ebû Leheb' in ismi vardır. Kurân-ı kerîmde geçiyor
diye yıldırım, şimşek, gelmek, gitmek gibi kelimelerin arabîsini isim
olarak koyanlar oluyor. Bu kelimelerden en meşhûrlarından biri
Esrâ' dır. Esrâ, gece yürümek ma' nâsına gelir. Ünzile, indirildi,
indirilmiş demektir. Böyle isimleri koymak câiz ve güzel ise de,
enbiyânın, ulemânın, evliyânın ismini tercîh etmek elbette iyi olur.

Peygamber efendimiz de, Hz. Hasan doğduğu zaman kulağına ezân okumuştur. (Tirmizî)

Bir hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki:

(Yeni doğan çocucunun sağ kulağına ezân, sol kulağına da ikâmet
okunursa, "ümmü sıbyân" denilen hastalıktan korunmuş olur.) [Beyhekî]

[Ezân okuyacak kimse, çocuğu yastık gibi yumuşak bir şey üstüne koyarak
kucağına alyr, yavaşça sağ kulağına ezân, sol kulağına da ikâmet okur.
Sonra kulağına ismini söyler. Çocuğu birisi kucağına alıp, ezânı bir
başkası da okuyabilir.] Hadîs-i şerîflerde de buyuruldu ki:

(Çocuğa güzel isim vermek, dinini öğretmek ve vakti gelince evlendirmek, evlâdın babası üzerindeki haklarındandır.) [Ebû Nuaym]

Fakir baba çocuğunu evlendirmeye mecbur değildir.

3- Çocuğu güzel terbiye etmelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Çocuğu güzel terbiye, evlâdın babasındaki haklarındandır.) [Beyhekî]

4- Çocuğa karşı şefkatli davranmalıdır! Peygamber aleyhisselâm, torunu
Hz.Hasan' ı öperken birisi görüp, (Yâ Resûlallah, benim on çocuğum var,
hiç birini öpmem) dedi. Resûlullah efendimiz, (Merhamet etmiyen
merhamet bulamaz) buyurdu. (Buhârî)

5- Çocuklara bedduâ etmemelidir. Abdullah bin Mübârek hazretleri,
çocuğunu şikâyet eden birisine, (Çocuğuna hiç bedduâ ettin mi?) diye
sordu. O kimse, evet diye cevap verince, (Çocuğun ahlâkını sen
bozmuşsun) buyurdu.

6- Çocuklara iyilik etmelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Evlâdınıza ikrâm edin, ana-babanın sizde hakkı olduğu gibi, evlâdınızın da sizde hakkı vardır.) [Taberânî]

a) Bir kimse, malının hepsini çocuğunun birine verip diğerlerine
vermese, câiz olur. Bu mal, çocuğun mülkü olur. Diğer çocukların,
bundan birşey istemeye hakları olmaz. Fakat babası, sâlih çocukları
arasında ayırım yaptığı için günâha girer. (Hindiyye)



b) Sâlih ve ilim tahsîlinde olan çocuklarına, diğerlerinden daha çok
mal vermek câizdir. Salâhları eşit ise, eşit vermelidir! Çocukları
fâsık olanın, mîrâs bırakmayıp, sâlihlere, hayrata vermesi efdâldir.
Çünkü, günâha yardım etmemiş olur. (Fetâvâyı Bezzâziyye)

c) Fâsık çocuğa nafakadan fazla yardım yapmamalıdır!

7- Çocukları helâl lokma ile beslemelidir! Böyle yapılmazsa, haram
gıdâların, yemeklerin te' sîri, çocuğun özüne işler çocukta uygunsuz
işlerin meydana gelmesine sebep olur. Hadîs-i şerîfte, (Yiyip
içtikleriniz helâl, temiz olsun! Çocuklarınız, bunlardan hâsıl
olmaktadır) buyuruldu. (R.Nâsıhîn)

8- Çocuğa Kur' ân-ı kerîm öğretmeli, yedi yaşından i' tibâren de namaz
kılmaya alıştırmalıdır! Çocuğa ilim öğretmelidir. Çünkü dünya ve
âhirette kurtuluş ilimledir.

9- Çocuk âkıl bâlig olup evlendikten sonra hadîs-i şerîfte bildirildiği gibi böyle demelidir:

(Evlâdım, seni terbiye ettim. Okuttup evlendirdim. Dünyada bir
felâkete, âhirette azâba uğramaktan ALLAHü teâlâya sığınırım. Aklını
başına topla, buna göre çalış!) [İ. Hibban]

Babanın, çocuklarına ilim, edeb ve san' at öğretmesi farzdır. Önce,
Kur' ân-ı kerîm okumasını öğretmelidir. Sonra îmânın ve islâmın
şartlarını öğretmelidir. Yedi yaşından i' tibâren namaz kılmaya
alıştırmalıdır! Dünya ve âhirette kurtuluş ilimledir. Çocuğu, din
bilgilerini öğrendikten sonra, okula göndermeli, lise ve üniversite
tahsîli yaptırmalıdır. Dinini öğrenmeden mektebe gönderilirse, artık
bunlary öğrenecek vakit bulamaz. Din düşmanlarının tuzaklarına düşüp,
onların yalanlarına aldanır. Dinsiz ve islâm ahlâkından mahrûm olarak
yetişir. Dünya ve âhirette felâketlere sürüklenir. Millete zararlı
olur. Kendine ve başkasına yapacağı kötülüklerin günâhları,
ana-babasına da yazılır. Çocuğunu, din bilgilerini öğretmeden önce,
kâfir ve hıristiyanların mekteplerine göndermenin büyük zararları,
(İrşâd-ül-hiyâra) kitabında yazılıdır.

10- Ahnef bin Kays hazretleri buyurdu ki:

(Evlâd için zorluklara katlanmalıyız. Onların ayakları altında yumuşak
yer, bağları üstünde gölge olmalıyız! Onlara sert davranmıyalım ki
bizden uzaklaşmasınlar. Bizden usanıp ölümümüzü beklemesinler. Uygun
isteklerini yerine getirmeliyiz! Öfkelenirlerse teskîne çalışmalıyız!)

11- Çocuklar arasında adâlete riâyet etmeli,ayrım yapmamalıdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Hediyede, ihsânda çocuklarınız arasında eşitliğe riâyet ediniz! Eğer
onlardan birini tercih etseydim, kız evlâda öncülük tanırdım.)
[Taberânî]

12- Fudayl bin İyâd hazretleri buyurdu ki:

(Şunları yapan mürüvvet ehlidir. Anasına, babasına iyilik eden,
akrabâsını ziyâret eden, din kardeşine ikrâmda bulunan, çoluğu, çocuğu
ve hizmetçisi ile iyi geçinen, dinini koruyan, malını iyi yerlerde
harcıyan, dilini tutan, gözünü haramlardan koruyan, fuzûlî işlerden
uzak duran ve Rabbine ibâdet eden kimse.)

13- Baba, yapmıyacağını zannettiği emri çocuğuna söylememelidir.
Söyleyip de onu itâ' atsizliğe sürüklememelidir. Sâlih zatın birisi,
oğlundan hiç bir şey istemezdi. Sebebi suâl edilince, (Bir şey
istediğim zaman, oğlumun bana karşı gelmesinden korkarım. Bana karşı
gelince Cehennem ateşine müstehak olur. Ben de çocuğumun ateşte
yanmasına râzı olamam) buyurdu. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Şunlar, insanın saâdetinin alâmetidir: Sâliha hanım, itâ' at eden çocuklar, sâlih arkadaş.) [Hâkim]

14- Çocuğun akîkasını kesmelidir. Akîka, çocuk ni' metine karşılık,
ALLAHü teâlâya şükür etmek niyyeti ile hayvan kesmektir. Hadîs-i
şerîfte, (Akîka, erkek çocuk için iki, kız çocuğu için bir koyun
kesmektir) buyuruldu. (Taberânî)

Çocuğa nafaka vermesi vâcib olan kimsenin, yedinci günü isim koyması ve
bağını tıraş ettirip, saçının ağırlığı kadar, erkek için altın veya
gümüş, kız için gümüş sadaka vermesi ve kendi malından, erkek için iki,
kız için bir akîka hayvanı kesmesi müstehabdır.

15- Çocuğu doğuran kadının emzirmesi faydalıdır. Hadîs-i şerîfte, (Çocuğa, annesinin sütünden iyisi yoktur) buyuruldu. (Şir' a)

Annenin sütü yoksa çocuğu sâliha, soylu olan bir kadın emzirmelidir.
Çünkü kadınların sütü, çocukta te' sîrini gösterir ve eserleri bir gün
ortaya çıkar. Bugün modern tıb da yaptığı araştırmalarda, anne sütü
yerini alacak bir gıdanın olmadığını bildirmektedir.

16- Çocuğun ağlamasından sıkılmamalıdır. Çünkü çocuğun ağlaması, zikir,
tehlîl ve ALLAHü teâlâ için hamddir. Ana-babası için ise duâ ve
istigfârdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Mü' minin çocuğu 4 ay lâ ilâhe illâllah, 4 ay MUHAMMEDün Resûlullah, 4
ay da, ALLAHümmagfir lî ve livâlideyye [yâ rabbî, beni ve ana-babamı
magfiret eyle] der.) [R.Nâsıhîn]

17- Çocuk konuşmaya başlayınca, en önce Lâ ilâhe illâllah kelimesini
ona öğretmelidir. Bunu yedi defa ona telkîn etmelidir. Hadîs-i şerîfte
buyuruldu ki:

(Çocuklarınız konuşmaya başlayınca onlara Lâ ilâhe illallah' ı öğretin.) [İ.Sünnî]

Mü' minûn sûresinin 116. âyetini, Âyet-el-kürsî' yi ve Haşr sûresinin
sonu olan Hüvallahüllezî' yi okuyup öğretmelidir. Böyle yapana, ALLAHü
teâlâ, kıyâmette hesap sormaz. Çocuk sağını solundan ayırdığı zaman,
ona iyi işler yaptırmalıdır. Yaptığı iyi işlerin sevâbı, onu
yetiştiren, terbiye eden babasına da verilir, kötülükleri ise verilmez.


18- Çoluk çocuğu terbiye etmek için dövmek doğru değildir. Ancak yanlış
bir iş yapınca, cezâlanabileceği hissini vermek lâzımdır.
Peygamberimiz, ev halkının dövülmemesini emrettiği halde, terbiye
edilmeleri için cezâlanacakları, dövülecekleri hissini taşımaları
gerektiğini bildirmiştir. Bu husustaki hadîs-i şerîflerden biri şöyle:

(Ev halkınızı terbiye için bastonunuzu onların göreceği yere asın!) [Taberânî]

Çocuk, ana baba elinde bir emânettir. Çocukların temiz kalbleri
kıymetli bir cevher olup, mum gibi, her şekli alabilir. Küçük iken,
hiçbir şekle girmemiştir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa hangi
tohum ekilirse, onun mahsûlü alınır. Bunun gibi çocuk da neye
meylettirilirse, oraya yönelir. Eğer hayrı âdet eder, öğrenirse hayır
üzerine büyür. Çocuklara îmân, Kur' ân ve ALLAHü teâlânın emirleri
öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saâdetine ererler. Bu
saâdete ana-baba ve hocaları da ortak olur. Eğer bunlar öğretilmez ve
alıştırılmaz ise, bedbaht olurlar. Yapacakları her fenâlığın günâhı,
ana-baba ve hocalarına da verilir. Her müslüman, emri altInda
bulunanlardan mes' ûldür. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban, sürüsünü koruduğu gibi,
siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız!
Onlara müslümanlığı öğretmezseniz, mes' ûl olursunuz.) [Müslim]

(Çocuklarına Kur' ân-ı kerîm öğretenlere veya Kur' ân-ı kerîm hocasına
gönderenlere, öğretilen Kur' ân' ın her harfi için, on kere Kâ' be-i
mu' azzama ziyâreti sevâbı verilir ve kıyâmette, başına devlet tâcı
konur. Bütün insanlar görüp imrenir.) [S.Ebediyye]

(Çok müslüman evlâdı, babaları yüzünden Veyl ismindeki Cehenneme
gidecektir. Çünkü bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyf
sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünya işleri arkasında koşup,
evlâdlarına müslümanlığı ve Kur' ân-ı kerîmi öğretmediler. Ben böyle
babalardan uzağım. Onlar da benden uzaktır. Çocuklarına dînlerini
öğretmiyenler Cehenneme gidecektir.) [S.Ebediyye]

Kendinin yapması harâm olan şeyi çocuğa yaptıran kimse, harâm işlemiş
olur. Çocuklarına içki içiren, kumara alıştıran, müstehcen neşriyatı
okumasına sebep olan, yalancılık, hırsızlık gibi kötü huylara
alıştıran, kıbleye karşı ayak uzatmasına sebep olan kimse, günâh
işlemiş olur.

Dînimizin temeli, îmânı, farzları ve harâmları öğrenmek ve öğretmektir.
ALLAHü teâlâ, Peygamberleri bunun için göndermiştir. Gençlere bunlar
öğretilmediği zaman, İslâmiyet yıkılır, yok olur. ALLAHü teâlâ,
müslümanlara (Emr-i ma' rûf) yapmayı emrediyor. Ya' nî, benim emirlerimi,
bildiriniz, öğretiniz buyuruyor. (Nehy-i münker) yapmayı da emrederek,
yasak ettiğini bildirdiği harâmların yapılmasına râzı olmamamızı
istiyor. Kur' ân-ı kerîmde buyuruluyor ki:

(Kendinizi ve âile efrâdınızı Cehennem ateşinden koruyun!) [Tahrim 6]

Kur' ân-ı kerîmde, nefslerimizi ve aile efradımızı, yakıtı insan ve taş
olan Cehennem ateşinden korumamız emredilmektedir. Elli-yüz senelik
kısa bir hayat için evlâdımızı dünya felâketlerinden korumaya
çalıştığımız gibi, ebedî felâkete düçâr olmaması için âhıretini de
korumamız lâzımdır. Bir babanın, evlâdını Cehennem ateşinden koruması,
dünya ateşinden korumasından daha mühimdir. Cehennem ateşinden korumak
da, îmânı ve farzları ve harâmları öğretmekle ve ibâdete alıştırmakla
ve kötü arkadaşlardan ve zararlı neşriyattan korumakla olur. Bütün
fenâlıkların bağı, kötü arkadaştır. Kötü arkadaşları, onun, küstah,
yalancı, hırsız, saygısız ve korkusuz olmasına sebep olabilir.
Senelerce de bu kötü huylardan kurtulamaz.

Ne zaman çocukta iyi bir hareket görülürse, onu takdir etmeli,
mükâfatlandırmalıdır! İnsanların yanında ba' zan onu övmelidir. (Amcası
benim çocuğum böyle yaptı) diyerek iyiye teşvik etmelidir. Bir kabahat
işler veya kötü bir söz söylerse birkaç defa görmezlikten gelmeli, (onu
yapma) dememeli, azarlamamalıdır. Sık sık azarlanan çocuk,
cesâretlenir, gizli yaptıklarını açıktan yapmaya başlar. Yaptığı kötü
işlerin zararı, kendisine tatlı dil ile anlatılmalı, ikâz edilmelidir!
Yapılan iş, dîne aykırı ise işin zararı, fenâlığı ve neticesi
anlatılarak, o kötü işe mâni olmalıdır. Baba, baba olduğunu, büyük
olduğunu hissettirmelidir! Anne, çocuğu babası ile korkutmalıdır!

Her gün bir müddet oynamasına izin vermelidir ki, çocuk sıkılmasın.
Sıkılmak ve üzülmekten kötü huy hâsıl olur ve kalbi körleşir. Hiç
kimseden para istemesine müsaade etmemeli, fazla konuşmamasını,
büyüklere saygıyı öğretmelidir. İyi insanların güzel hâllerini anlatıp,
onlar gibi olmaya, kötü insanların kötülüklerini anlatıp, onlar gibi
olmamaya dikkat etmesi öğretilmelidir.

Çocuğa her istediğini almak ve lüks içinde yaşatmak uygun değildir.
Büyüyünce de her istedişini ele geçirmeye çalışır; fakat bunda muvaffak
olamayınca sukutu hayâle uşrar, isyânkâr olur. Kendimiz helâl yediğimiz
gibi çocuklarımıza da helâl yedirmeliyiz. Harâmla beslenen çocuğun
bedeni, necasetle yoğrulmuş çamur gibi olur. Böyle çocuklar da pisliğe,
kötülüğe meylederler.

Çocuğa, israf etmemesini, kanaatkâr olmasını öğetmelidir. Ba' zan da
yavan ekmek yemeğe alıştırmalıdır. Çocuğun kötü yerlere gitmesine mâni
olmalıdır. Çocuk kötülerin yanında ahlâksız, yalancı, hırsız ve hayâsız
olur.

Baba, ne devamlı asık suratlı durmalı, ne de çocukla fazla yüz göz
olmalı, konuşmasının heybetini korumalıdır. Çocuğa babasının malı ile,
rütbesi ile övünmemesi tenbih edilmelidir! Tevâzu sâhibi ve kibar
olması öğretilmelidir! Başkalarından birşey almanın zillet olduğu,
veren elin alan elden üstünlüğü bildirilmelidir! Cimriliğin çirkinliği
öğretilmelidir! Başkalarının yanında edebli oturması, ayak ayak üstüne
atmaması, lâubâli hareketlerden uzak durması telkin edilmelidir!

Fazla konuşmaktan çocuğu men etmelidir! Fazla konuşmanın hayâsızlığa
yol açtığı, çenesi düşüklüğün kötülüğü belirtilmelidir! Çocuk nasıl
olsa konuşmasını öğrenecektir. Maksat, ona icâb edince susmasını ve
büyüklerin sözünü dinlemesini öğretmektir.

Doğru da olsa, çokça yemin etmesine izin vermemelidir! Vara yoğa yemin,
kötü bir alışkanlıktır. Büyüklere hürmetin, yerini onlara vermenin ve
herkesle iyi geçinmenin önemi anlatılmalıdırı.

Çocuğu daha küçükken namaza alıştırmalıdır. Büyüyünce namaz kılması zor
gelebilir. Başkasının malını çalmayı, harâm yemeyi, yalan söylemeyi
gözünde çirkin gösterecek şekilde anlatmalıdır! Böyle yetiştirip bülûğa
erince, bu edeblerin sırlarını, inceliklerini ona söylemelidir. Her işi
âdet olarak yapmaması, niyetle, şuurla yapmasının lüzûmu
anlatılmalıdır. Meselâ, yemekten maksat, kulun Rabbine ibâdet etmesi,
insanlara, vatanına, milletine faydalı hizmetlerde bulunması,
insanların saâdeti için çalışması olduğu öğretilmelidir. Dünyadan
maksadın, âhıret için azık toplamak olduğu, zîrâ dünyanın kimseye
kalmadığı, ölümün çabuk ve ansızın gelebileceği anlatılmalı, (ne mutlu
o kimseye ki, dünyada iken âhıret azığı elde eder, Cennete ve ALLAHü
teâlâya kavuşur) demelidir. Küçük yaşında böyle terbiye edilirse, taş
üzerine yazılan yazı gibi olur ve kolay kolay silinmez. Peygamber
Efendimiz buyurdu ki:

(Bütün çocuklar, müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Daha
sonra bunları, ana-babaları hıristiyan, yahûdî ve dinsiz yapar.)
[Taberânî]

Hadîs-i şerîfte müslümanlığın yerleştirilmesinde ve yok edilmesinde en
mühim işin, çocuklukta ve gençlikte olduğu bildirilmektedir. O hâlde,
her müslümanın birinci vazîfesi, evlâdına İslâmiyeti ve Kur' ân-ı kerîmi
öğretmektir. Evlâd ni' metinin kıymeti bilinmezse, elden gider. Bunun
için (Pedagoji), ya' nî çocuk terbiyesi, dînimizde çok kıymetli bir
ilimdir.

İslâm dînine karşı olanlar, bu mühim noktayı anladıkları içindir ki,
(Gençliğin ele alınması birinci hedefimizdir. Çocukları dinsiz olarak
yetiştirmeliyiz) diyorlar. İslâmiyeti yok etmek ve ALLAHü teâlânın
emirlerinin öğretilmesini ve yaptırılmasını engellemek için, (Gençlerin
kafalarını yormamalıdır. Din bilgilerini büyüyünce kendileri
öğrenirler) diyorlar.

Bugün, bütün hıristiyan ülkelerinde, bir çocuk dünyaya gelince, buna
bozuk dinlerinin icâblarını yapıyorlar. Her yaştaki insanlara,
hıristiyanlığı titizlikle ağılıyorlar. Müslümanların îmânlarını,
dinlerini çalmak ve yok etmek ve onları da, hıristiyan yapmak için,
İslâm ülkelerine paket paket kitap, broşür ve kaset gönderiyorlar. O
hâlde, müslümanlar din câhillerinin hîlelerine, yalanlarına
aldanmamalı, çocuklarımıza sahip olmalıyız. Onlara sahip olmak da,
dînimizin emirlerine uygun olarak yetiştirmekle olur. Ahlâkı
değiştirmek mümkün olduğu için Peygamber efendimiz, (Ahlâkınızı
güzelleştirin) buyurmuştur. Zaten din, güzel ahlâk demektir. Şu hâlde
dînin emrine uyup yasak ettiğinden kaçan, huyunu değiştirip güzel
ahlâklı olur. Güzel ahlâklı olan da iki cihânda rahat olur.

En vahşî hayvan bile terbiye ile ehlileştiriliyor. Hiçbir zaman elma
çekirdeğinden portakal olmaz. Fakat elma fidanını büyüterek, lüzûmlu
ağı ve kültürel tedbirlerle kaliteli elma veren bir ağaç olarak
yetiştirmek mümkündür. Bunun gibi insan tabiatında bulunan ba' zı
arzûlar yok edilemez, fakat terbiye edilebilir. Terbiyede dayak
atılmaz.

a) Çocuğu dövmek ahlâkının bozulmasına, hırçınlaşmasına sebep olur.

b) Dayakla büyüyen çocuk esnek olmaz, katı olur.

c) Dövülmek, çocukta ana-babaya karşı kızgınlığa yol açar. Çocuk kendi
yaptığanın kötü bir şey olduğunu düşünmez, kendini suçlu görmez,
kendini döveni suçlar.

d) Dövülen çocuk, kızdığı zaman, o da şiddete başvurur, bir başkasını
döver. Böylece dayak vicdanlı olmaya değil, saldırganlığa sebep olur.
Çocuğun hareketli olmasına üzülmemelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:


(Çocuğun, hareketli olması, büyüyünce aklının çok olacağını gösterir.) [Hakîm]

e) Sözden anlayacak yaştaki çocuğa dayak atılmaz. Sözden anlamayan
çocuğuna hafifçe vurmak yeter. Başa, yüze tokat atmak, sopa ile dövmek
çok zararlıdır. Bu ancak işkenceciye yaraşır.

Bir şeyi, zıddı kırar. Kötü huyları, iyi huylar yok eder. Bu bakımdan
kendini zorla da olsa, iyi işler yapmaya alıştırmalı, onları âdet
hâline getirmelidir! Çocuk, ahlâkı iyi olan insanlarla arkadaşlık
ettirilirse, güzel huylar kendiliğinden onun tabiatı olur. Çocuklar
böyle yetiştirilirse, dünya ve âhıret saâdeti elde edilir.

19- Çocuk yedi yaşına gelince, ona namaz kılmasını emretmelidir.
Peygamber efendimiz, (Çocuklarınız yedi yaşına gelince, onlara namaz
kılmalarını emredin, on yaşına gelince, kılmazsa, zorlıyarak kıldırın)
buyurdu. (İ.Sünnî)

20- Çocuklar on yaşına gelince, yataklarını ayırmalıdır! Erkek ve kız
çocukların odalarını ayırmalıdır.
21- Sünnet ettirmek mühim sünnettir.
İslâmiyyetin şi' ârıdır, alâmetidir. Çocuk, âkıl bâlig olmadan önce her
yaşta sünnet edilebilir. 7-12 arası daha uygun olabilir. Sünnet
ederken, topluca yüksek sesle bayram tekbîri söylenir.

22- Çocuğu cömertliğe alıştırmalı, mal ve mülk sevgisini gözünden
düşürmelidir. Çünkü para ve mal sevgisinin zararı, zehirden çoktur.
Çünkü bütün kötülüklerin menşei, kaynağı; parayı, dünyayı sevmektir.

23- Çocuğa önce yemek yemenin edeblerini öğretmelidir. Yemek yemekten
maksat, bedenin sıhhatini korumaktır, lezzet almak değildir demelidir.

24- Kapalı ve gizli işlerden onu men etmeli ki, kabahate karşı cesâreti
kırılsın. Gündüz ve gece çok uyutmamalı, yumuşak elbiselere
alıştırmamalı, yaya yürümesini de öğrenmeli, oturma, kalkma ve
konuşmanın edeblerini anlatmalı, kadınlar gibi süslenmemesini,
babasıyla ve dünya malı ile arkadaşlarına övünmekten menetmeli, yalan
söylemekten sıkı men etmeli, doğru veya yalan yere yemîn etmemesini
tembih etmelidir.

25- Çocuğun neye kabiliyeti olduğunu sezmeli, kabiliyetinin hangi ilim
ve san' ata daha yatkın olduğunu anlayıp, o tahsîl ve san' ata
vermelidir! Hadîs-i şerîfte; (Herkese dünyalıktan nasibi neyse, o
şeyler ona kolaylaştırılır) buyuruldu. (Hâkim)

Çocuk ilim öğrenmeye yatkın ise, önce ilim tahsîli için gerekli terbiye
verilmelidir. San' at sahibi olacaksa, dînî vecîbeleri öğrenip yaptıktan
sonra, o san' atla meşgûl etmelidir. Burada en iyisi, çocuğun tabiatine,
ya' nî kabiliyetine bakmalı, durumunu incelemeli, neye istidâdı olduğunu
sezmeli, kabiliyetinin hangi ilim ve san' ata daha yatkın olduğunu
anlayıp, o tahsîl ve san' ata vermelidir.

26- Kötülüğe sebep olacak alışkanlıkları veren oyunlardan sakındırmalıdır!

27- Dinimizde, kadının ve kız çocuklarının fazîleti büyüktür. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Kızlarınızı altın ve gümüş ile süsleyin! Elbiseleri güzel olsun!
İ' tibâr kazanmaları için en güzel hediyelerle ihsânda bulunun!) [Hâkim]


(Kız çocuğunu güzelce terbiye edip, ALLAHü teâlânın verdiği ni' metlerle
bolluk içinde yedirir giydirirse, o kız çocuğu onun için bir bereket
olur, Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesîle olur.)
[Taberânî]

(İki kız evlâdına güzel muâmele eden, mutlaka Cennete girer.) [ibni Mâce]

(İki kızı veya iki kız kardeşi olup da, mâişetlerini güzelce sağlayanla Cennette beraber oluruz.) [Tirmizî]

(Çarşıdan aldığı şeyleri, erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene
ALLAH, rahmetle nazar eder. ALLAH, rahmetle nazar ettiğine de azâb
etmez.) [Harâitî]

(Çarşıdan turfanda meyva alıp evine getiren, sadaka sevâbı alır.
Getirdiği meyvayı, erkek çocuklarından önce kız çocuklarına versin!
Kadınları, kızları sevindiren, ALLAH korkusundan ağlayanlar gibi sevâb
kazanır. ALLAH korkusundan ağlıyanın bedeni de Cehenneme harâm olur.)
[İbni Adîn]

(Üç kızına, ihtiyâçtan kurtulana kadar iyi bakan, yedirip giydiren, elbette Cenneti kazanır.) [Ebû Dâvüd]

(Üç kız veya kız kardeşinin geçim veya başka sıkıntılarına katlananı,
ALLAHü teâlâ Cennete koyar.) Eshâb-ı kirâmdan biri, (iki tane olursa da
aynı mıdır?) diye suâl edince, Peygamber efendimiz (Evet, iki tane
olursa da aınıdır) buyurdu. Başka birisi, (Ya bir tane olursa?) diye
suâl etti. Cevabında buyurdu ki: (Bir tane de olsa gene aınıdır.)
[Hâkim, Harâitî]

Görüldüğü gibi, kız ve kadınlara değer vermiyenler, müslümanlığı
bilmiyen kimselerdir. Müslüman, dinini iyi öğrenip kadına lâyık olduğu
değeri vermelidir!

28- Çocuk sevgisi. Büyük-küçük çocuklarımıza sevgi ve şefkat göstermek,
sevip öpmek sünnettir. Resûlullah efendimiz, evine gelen küçük
çocukları sevip başlarını okşar, evin içinde oynamalarına da izin
verirdi. Enes bin Mâlik hazretleri anlatır:

Resûlullah, çocuklara karşı da insanların en şefkatlisi idi. Oğlu
İbrâhim' in süt annesi, Medîne' nin bir kenarında otururdu. Kadının
kocası demirci idi. Resûlullahla bu eve sık sık giderdik. Varınca
demircinin dumanla dolmuş evine girer, çocuğu kucaklar, öper ve bir
müddet sonra dönerdi. Bir torunu ve kendi oğlu İbrâhim ölünce de
ağlamış, (Şefkatimden ağlıyorum. ALLAH ancak merhametli olana rahmet
eder) buyurmuştur. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Çocuklarınızı çok öpün, her öpüşte Cennetteki dereceniz yükselir.) [Buhârî]

Çocuk kokusu Cennet kokusudur.) [Taberânî]

(Çocuk dünyada nûr, âhırette sürurdur.) [Şir' a]

(Çocukları sevip okşayın, onlar gönül meyvesi, göz nûrudur.) [Ebû Ya' lâ]

(Çocuklarımız ciğerparelerimizdir.) [B.Arifîn]

(Çocuk sevgisi, cehennem ateşine karşı perdedir. Çocuklara iyilik
etmek, Sıratı geçmeye sebeptir. Onlarla beraber yiyip içmek,
Cehennemden kurtuluştur.) [Şir' a]

(Cennetteki "Sevinç sarayı"na, ancak çocukları sevindirenler girer.) [İ.Adîy]

(Çocuğuna iyilik etmek için yardımcı olan babaya ALLAH rahmet etsin!) [İ Hibbâ]

(Lâ ilâhe illâllah diyene kadar çocuğu terbiye eden, hesâba çekilmez.) [Taberânî]

(Çocuksuz bir evin bereketi olmaz.) [Ebûşşeyh]

Bir bedevî, (Yâ Resûlallah, siz çocukları sevip öpüyorsunuz. Biz hiç
öpmeyiz) dediği zaman,ona, (Şefkat ve merhamet duygusu olmıyana ne
diyeyim?) buyurdu. (Buhârî)

Hz.Ömer, birini bir göreve ta' yin eder. O zat, görev emrini almak üzere
Hz. Ömer' in huzûruna gelir. Hz.Ömer' in çocuğunu öptüşünü görür. (Benim
birkaç çocuğum var, ama hiç birini öpmem) der. Hz.Ömer' in şekli değişir
(Senin küçüklere, şefkatin, merhametin yok. İnsanlara nasıl merhamet
edersin? Verilen görevden seni azlediyorum) buyurarak vazife emrini
imzalamaz.

Torun sevgisi, evlâd sevgisinden daha ileridir. Resûlullah efendimiz,
namaz kıldırırken secdede, torunu Hz. Hasan, mübârek omzuna çıkıp
oturdu. Resûlullah efendimiz, secdeyi uzatınca, sahabeden, "acaba vefât
mı etti" diye düşünenler oldu. Namazdan sonra secdeyi niçin uzattığını
soranlara buyurdu ki: (Secdede iken torunum omzuma çıktı. Gönlü
oluncaya kadar indirmediğim için secde uzadı.) [Nesâî]

Bir zât, Resûl-i ekremin, Hz. Hasan' ı öperken görünce, (On oğlum var,
hiçbirini öpmem) dedi. Resûlullah efendimiz, (Merhamet etmiyen,
merhamete kavuşamaz) buyurdu. (Buhârî)

Resûlullah efendimiz, Hz. Hasan' ı bir dizine Hz. Hüseyn' i de öteki
dizine oturtur, bağrına basar, sonra da (Yâ Rabbî, bunlara rahmetini
ihsân et, bunlary seviyor, bunlara şefkat duyuyorum) derdi. (Buhârî)

Peygamber efendimiz, Hz. Hasan' ı öptükten sonra Eshâb-ı kirâma buyurdu ki:

(Çocuk çekingendir, hâli bilinmez, belki üzüntülüdür.) [B.Arifîn]

Kur' ân-ı kerîmde, malın, evlâdın, fitne ya' nî imtihân olduğu bildiriliyor. (Tegabün 15)

(Yâ Rabbî, düşmanlarıma çok mal, çok evlâd ver) hadîs-i şerîfi, mal ve
evlâd hayırlı olmadığı takdirde belâ olacağın bildirmektedir.) (Berîka)


Mal, çocuk ve hanım, cihâd, namaz gibi ibâdetlerden alıkoyabilir.
Dikkatli olmak lâzımdır. Peygamber efendimiz, (Âhır zamanda sizin en
iyiniz, çoluk çocuğu olmıyandır) buyuruyor. En iyilerden olanlara
müjdeler olsun! Bunun için bir İslâm âlimi, (Bu devirde çocuğu olmıyan
şükür secdesi yapmalıdır) buyurmuştur.





Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1835 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

umre ve cuma namazı

Şahitlikte Bir Erkeğe İki Kadın Olmasındaki Hikmetler

Fitne Merkezi Düğünler

itaat

allahın 7 ismi


Bugün Hiç Okunmadılar..

Medine'nin gulu...

Adak etinden kimler yiyemez?

Gül’süz Bırakma..

İNSANLIK HALİ

“Yeis öyle bir bataktır ki düşersen boğulursun.


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
yılmaz , eylül 13 , nur , nur1 , taekwondocu_1580 , HATICE BACIM , ıboo , cankan , deda , YILMAZ42 , engin , phenomenon , 3562765831 , SAHADET_61 , duygusal , yağız ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

amasaqila ilahe illallahcinsimgelerniyetrahmansarpondanbitat

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   asik
   N-F-K FaN
   davakızıyım
   nur37
   Âşık Prens

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.